|
![]() |
Gelişmiş Arama |
|
|
#11 |
|
Moderator
Giriş tarihi: Jul 2008 Mesajlar: 1,969
![]() |
ALLAH razı olsun çok güzel paylaşımlar
__________________
|
|
|
|
#12 |
|
Sadık
Giriş tarihi: Oct 2008 Konum: Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı Mesajlar: 470
![]() |
aslında vefa beklerken bizler vefalı olabildik mi. Bazen bu soruyu kendime çok soruyorum
__________________
Düşmanlarım bana ne yapabilir ki? Ben cennetimi yüreğimde taşıyorum, nereye gitsem o benimle gelir. Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir. Değil mi ki göğsümde Allah'ın Kitabı ve Rasulü'nün sünneti vardır! "Şeyhül İslam İbni Teymiyye"
|
|
|
|
#13 |
|
Fedakar
Giriş tarihi: Aug 2008 Konum: nedir loo location? Mesajlar: 1,782
![]() |
![]() Sen olsaydin eger Ey vefa ! Gurbet acitmazdi beni Sen, bana gurbet olunca acidi yuregim Sicak, soldurmadi gullerimi Sen gidince kurudu bahcelerim Ates, yakmadi ellerimi Sen tutmayinca tutustu ellerim Sen varken yoktu birsey Sen gidince oldu hersey Ey vefa !
__________________
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] |
|
|
|
#14 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
![]() insanın göstermiş olduğu vefa, dönüp dolaşıp yine kendisine gelir...
__________________
|
|
|
|
#15 |
|
Sadık
Giriş tarihi: Oct 2008 Mesajlar: 430
![]() |
Ah, o vefa...
Gün gelecek karanlık bir dünyada "unutmak" fiili insanların gözlerine sürülecek. Ömür, insanlar tarafından yaşanır/yaşanacak uzun ya da kısa... Ömür bir aynadır; zamanı yansıtır, zamane insanlarını anlatır... Bazen iyi bazen de kötü... Bazen ayna taş gibi sağlamdır, bazen de küçük bir sallantıda kırılır işte... Hayat sessizliktir, suskunluğu ise insanlar seçer... Ve insan, insanı bulduğu kadar, günü geldiğinde kaybeder... Hatırlar mısınız? Yağmurlu bir geceydi... Şehre yağmurlar yağıyordu... Islanmıştı; caddeler, sokaklar ve ben... İnsanların gidişine gökyüzü ağlıyor sanmıştım... Gökyüzünü ağlatacak kadar değerli insanlarla beraberim diye sevinmiştim... İçimden kendimi tebrik etmiştim, hayatımda iyi insanlar seçtiğim için... Kusura bakmayın kalp hücrelerim, kusura bakmayın duygular topluluğum... Aldanmışım! Aldatmış beni, yağan yağmurlar, ıslanan caddeler, sokaklar ve ben... Kısaca; sadece gökyüzünün beni aldattığını sandım... Gökyüzüne güvenirliliğimi kaybediyordum, gökyüzü bir şans daha istedi ve sıkı sıkıya tembihledi: "Ne olursun, beni doğru oku! Beni bir kere de zamanın dilinden oku, anlarsın sana sadık kaldığımı..." Tersinden, besmelesi ile başladım, zamanın dilinden gökyüzünü okumaya... Gökyüzünü istenilen, tembihlenen tarzda okuyunca, öğrendim ki; gökyüzü vefasızlığa ağlamış o gece... Sessizlik çökünce insanın kuytusuna, suskunluk aynaya yansımış, o gece... Kelimelerin yüreğini bilirim... O yağmurlu gecede ilkin hayat dokunmuştu bana, kelimelerden evvel... Vefasızlığı; yıllar önce lügatimden kesip atmıştım? Ve beynimden de silmiştim... O yüzden vefasızlık nedir bilmezdim... Unutmuştum... Ancak; tattığım bir duygunun peşinden, vefasızlığı hatırladım, yeniden öğrendim, bir gece halime ağlanan şehirde... Kendim için üzülmüyorum, üzülmem de... Hayatın kıvrımlı yollarında düşe kalka büyüyen biri olarak, insanlığın haline ağlıyorum... İnanın; gözyaşlarımdan bir damla benim için değil, hepsi sizin için... Bir şeyleri kaybettiniz ya da kaybettik işte! Neyi değiştirebilirsiniz, her şeyi bitirdikten, kaybettikten sonra... Dilinizden dökülen belkiler, keşkelere gebe... Söyleyin bana; kim ölür bu gecede, kim doğar... Dogan da, ölen de bir değil mi? Ne fark eder... Gelen de giden de, çiğ süt emmiş insan değil mi? Anlayın artık; damarlarınızdaki buz gibi vefasızlık ruhumu dondurdu o gece... Hiçbir şey zoruma gitmedi, gitmeyecek de unutulmak kadar... Tanımak; sadece gözünüze çekilen suretimdi... O gece, ben suretimi kaybettim, siz unuttunuz. İnanın; bu kelimeleri yazan kişi, artık sizi daha iyi tanıyan birisi, sevgili ..............! Ama unutmayın; hayat, zamansız ve gölgesiz kahramanlarla doludur... Her ne kadar, ben unutulmaya bırakıldıysam vefasızlığın kollarında, gün gelip bir kere göz göze, yüz yüze geldiğimizde tanınmayabilirsiniz... Neden diye sormayın, çünkü o malum kelimeyi hatırlamamın, yeniden öğrenmemin sebebi sadece sizsiniz... Biliyorum; ben de su kadar aziz değilim, ancak ekmeğin kutsallığına da hiç imrenmedim... Sadece kendim olmaya çalıştım, bütün doğallığımla, bütün içtenliğimle... Hesabını her ne kadar ağır ödesem de... Ancak; yine de hiç pişman değilim! Hayatta hep insanları sevdim ve değer verdim, unutulmak pahasına... Siz de ne ilksiniz, ne de son olacaksınız, ömrü bahirimin Brütüs durağında! Ancak sizin bilmediğiniz bir şeyi biliyorum; bu dünyada her şey insanı sevmekle başlar... Ve ben bildiğimle yaşamaya devam ediyorum! Enis Buğra CAN
|
|
|
|
#16 |
|
Moderator
Giriş tarihi: Aug 2008 Mesajlar: 5,307
![]() |
![]()
__________________
![]()
|
|
|
|
#17 |
|
Moderator
Giriş tarihi: Aug 2008 Mesajlar: 5,307
![]() |
![]() Vefa nedir bilir misin? Benim dediğim vefa, unutmamaktır... Gerçek sevgiyi çöpe atmamaktır. Karşılıksız vermektir, Senin için yapılan küçücük iyiliği, Ömür boyu hafızandan silmemektir. İşte, öyle bir şeydir ki Sayfalarca yazsan da eksik kalan Emeği, Sevgiyi, İyiliği, Hatta bir zaman sevdiğini, Görmezden gelmeyi, Kaldıramaz vefa. Zaman geçip de Bir vakit yalnız kalınca, Vefasızlarla karşılaşınca, Anlarsın vefanın kıymetini... Arada, Ölüm de, İhtiyaç da olmadan, Dostta sesini duyurmaktır.
__________________
![]()
|
|
|
|
#18 |
|
Sadık
Giriş tarihi: Feb 2009 Mesajlar: 379
![]() |
![]()
__________________
Ezelden, ebede bu şevk, bu heves; Firdevs'den, Mevâ'dan, Naim'den bir ses!.. İlahî menzilde, açan her nefes; Dal budak saldıkça, lalezâr oldum!.. |
|
|
|
#19 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
Ayrılıklar geceye benzer.
Bütün yarınlar da sabaha can! Geceye az kaldı. Ayrılık, gelini götürmeye gelen düğün alayı gibi kapımızda. Kimler ayrılmadı ki canından. Ayrılığı, cennetten ayrılan Hz. Adem'e sor. Tufan'da oğlunu dalgaların pençesinde bırakan Hz. Nuh’a, Yusuf'u için inleyen Hz. Yakub’a, içindeki ejderle boğuşan Züleyha'ya , yüreğinin sesini susturmak için bileğiyle dağları oyan Ferhad'a, Şems için kavrulan Mevlâna'ya, binlerce evlâdını gurbete gönderen Anadolu'ya, en çok da Resulü'nü Medine'ye gönderen o kutsal diyâra, hasılı gidenin ardından bakıp kalanlara, ocak gibi yananlara sor. Geride kalan, hep inleyendir ana misali, can! Giden hep yârdır, ‘can’dan ‘can’dır. Her şeyi alıp götüren de ‘o’dur, götürdüklerinin iki mislini geride bırakan da... Giderken arkada bıraktıklarına son bir kere bakıp da öyle gitmeli insan. Yaşadıklarını, paylaştıklarını gönül heybesine yerleştirmeli. Paylaşılan andır, zamandır, dönüşü olmayandır. Paylaşılan hayattır can! Vefâlı olmalı insan. Vefânın dersini Kur'andan; âlemlerin muallimi, Gönüllerin Sultanı'ndan, O'nun nurlu ashâbından almalı. Olmalı insan, önce kul olmalı. Olmadan evvel ölmeli, ölmeden önce olmayı tamamlamalı. Nasıl mı olmalı? Hak dostları gibi vefâ kahramanı olmalı. “VALLAHi O söylüyorsa doğrudur. Ben O'nun verâların verâsından haberler getirdiğine inanıyorum. diyen, sadakat ve vefâdan bir lâhza ayrılmayan Hz. Ebubekir gibi olmalı. Allah Resulü’ne; “Kendisinden meleklerin bile hayâ etmekte olduğu bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?” sözlerini dedirten an-be-an bütün mahlûkâta edebiyle vefâlı olan Hz. Osman gibi olmalı. Vurulduğunda yarasının ağırlığıyla baygın yatan , “Eğer daha ölmediyse, onu namazdan başka bir şeyle ayıltamazsınız.” sözlerinden sonra namaza çağrıldığında küheylanlar gibi “Namaz vakti mi?” diyerek yaralı bedeniyle kan revan içinde şahlanan, namaza vefâlı Hz. Ömer gibi olmalı. “Perde-i gayb açılsa, yine de yakînim azalmaz.” diyerek,vefâsını kâinata haykıran, evliyâlar babası, yiğitlerin şâhı Hz. Ali gibi olmalı. Vefâ, sadece ‘has’ların vasfıdır can! Nisyan -unutmak- ise ‘ham’ların... Bedene tutsak olmuş hoyratların nasibi yoktur vefâdan. Gönlümüzün kitabında; “Bize bir defa selâm vereni kıyamete kadar unutmayız.” düstûru kayıtlıdır. Biz dersimizi; “Kabrimize gelip, bir defa Fatiha okuyanlar kıyamete kadar bizimdir. İmânlarını kurtarmadan ölmesinler, ömürleri boyunca fakirlik görmesinler.” diye dua eden, hâlâ büyük bir vefayla Üsküdar'da dostlarını ağırlayan Aziz Mahmut Hüdâyî’den almışız. Nice vefâ kahramanının mânevî huzûrunda hürmetle, edeple selâma durmuşuz. Dostlarını daima vefâ ile hatırla can! Arayan sen ol, bulan sen; tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefâsı olmayanın Hakk'a vefâsı olmaz. Git ki, vefanın ter ü tâze hüküm sürdüğü yeni bir hayata başla... Haydi daha fazla durma karşımda. Kurşun gibi bir anda . Yüreğini yüreğimde, gözlerini gözlerimde bırak da git. Beklemeden, bir kelime bile etmeden git. Canımı canımdan kopar da git. Giderken son bir defa Hakk'ın selâmını esirgeme benden. Arkada kalanın gözü yaşlı olur, yüreği yufka, gönlü ince. Ben, içimdeki korla, bağrımdaki volkanla öylece dağ gibi arkanda kalayım. Yapayalnız hecelerde kaybolan ben olayım. Sen sağlam adımlarla yarınlara yürürken, yıkılan ben olayım. Gülen sen ol, ağlayan ben. Yeşeren sen ol, sulayan ben. Bana saplansın paslı mızrakların ucu, sana dokunmasın. En çılgın isyanlarını, savaşlarını, sırlarını gittiğin diyarlara götürme. Kötüye dair ne varsa benim yanımda kalsın. Benim avuçlarıma bırak. Ben onları dua dua ak kanatlı kuş gibi göklere uçurayım. Benim payıma; ilâhî dergahtan, ayrılık sahillerinde anıların gönüllü bekçisi olmak düştü. Hak'tan gelene razıyım. Sen geçmişi bana bırak can! Vefa nedir, bilir misin? Vefâ arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefâ; dostluğun asaletine , bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefâ; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır. Şimdi ayrılık vakti can! Gecenin en karanlık vakti. Vaktin Yaratıcısı, az sonra geceden gündüzü doğuracak. Vakit gitme vakti, bizden aldıklarını gitmesi gereken yerlere iletme vakti... Al can! Bu heybe senin. Sol yanımdan bir parça kopardım senin için; tâ özümden, tâ közümden... Birazdan sabah olacak; yağmur yağacak... Ardından gökkuşağı, sonra güneş... Sıcacık, apaydın, pırıl pırıl... Hep böyle oldu, tarihte hep karanlık yenilgiye teslim oldu, güneş kazandı. Yıldıza, Ay’a ve İbrahim'in Rabbi'ne kasem ederim ki, Birazdan bulutların ardından Güneş doğacak... Güneş bütün gecelerden güçlüdür can! Çünkü güneş vefalıdır, gizlemez sevgisini. Vefâlıdır; en çok o getirir kâinata sevgilinin sesini, neşvesini. Yırtıp atar karanlığın kasvetli perdesini... En vefâlı delildir o sevgili adına... Uğurlar olsun can! Beni kışta bırakıp yeni bir diyara gittiğinde baharı bekleyeceksin. Baharı beklemek ne güzeldir, baharda toprağı parçalayan kır çiçeklerini gözlemek... Ben de seni bir ayrılık sonrası baharı gözlerken kucağıma almıştım. Küçücük ellerinle toprağın bağrını parçaladığında karşılamıştım. Ve senin için ne çok savaşmıştım seninle. Sen benim kır çiçeğimsin can, sen benim aşk çiçeğim. Sen benim yüreğimsin. Vasiyetim olsun sana. Bir gün öldüğümde, kabrimi mutlaka ziyarete gel. Ama yalvarırım yalnız gelme. Baharda derlediğin yüzlerce kır çiçeğiyle gel. Ve başucumda onlara sevgiyi anlat , dostluğu, vefâyı, hakîki ‘Dost’a vefâlı olmayı anlat. Çünkü ben kır çiçeklerinin sesinden uzak kalmaya dayanamam. Çünkü ben bir an bile tomurcuklarımdan ayrılamam. Sonra el ele tutuşup yanıbaşımda eskiden birlikte yaptığımız gibi, ince bir ezgiyle seslenin bütün insanlara. “Sevda nedir bilir misin?” diyerek, sevdayı söyleyin. “Demet demet sevgi ellerinde Billur billur yaş gözlerinde Sevdan ebedî, yüreğinde, Olmadan olmaz, bu iş olmaz Sonra bütün bir âlemi Yunus'ça, Sevmeden olmaz, bu iş olmaz.” Mısralarıyla sevgisiz bu işin olmayacağını anlatın . Hep ama hep vefâlı ol. Emanete sahip çık, atana vefâlı ol. İdealine sarıl, evlâda vefâlı ol. Ömrü hakkıyla yaşa, hayata vefâlı ol. Düşmanlıkları unut, dostuna vefâlı ol. Öfkeyi, kini unut, ruhuna vefalı ol... Bunları unutursan; zaman maddî mânevî bütün yaralarının, dertlerinin yok olmasına vesile olur. Eğer unutmazsan, zamanla bunlar seni yok eder. Unutkanlıklar karşısında kimseyi suçlama. Sen ‘unutma’ tuzağına düşüp, unutmaman gerekenleri unutma. Unutulmaması gereken güzellikler karşısında arslan kesil kendi içinde. Âsi bir kartal gibi yırt karanlıkların çirkin yüzünü, meydan oku karanlıklara. Çılgın bir küheylan gibi vefâyla meydan oku fırtınalara... “Yarasaların gözleri kamaşacak diye, Güneş doğmaktan vazgeçmez.” En büyük vefâ, Hakk'a götürecek fırsatları yakalamaktır. Bulduğun her fırsatı zamanında değerlendirmektir. Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, Kâlû Belâ'ya vefâsız olma! “Fırsatlar bulutlar gibidir, gelir ve geçer.” Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, kaybetme bedbahtlığıyla yok olma. Vasiyetim olsun: Vefayla kal can! N.ÖZCAN
__________________
|
|
|
|
#20 |
|
Moderator
Giriş tarihi: Aug 2008 Mesajlar: 5,307
![]() |
Vefa nedir, bilir misin? Vefâ arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefâ; dostluğun asaletine bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefâ; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır. eyvallah can dost eyvallah...
__________________
![]()
|
|
![]() |