İslami Forum İslami Forum
Gelişmiş Arama

Anasayfa GenelForum Tanışma Multimedia Yardim Çocuk Bölümü Dini Konular
 


Geri Git   Rahmetinden BirDamLa Bizede Ayır Ya RAB! [-- BIRDAMLA.NET - GENEL FORUM --] Serbest Kürsü

Serbest Kürsü Serbest Kürsü

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Eski 08.06.08, 14:20   #1
eyvah
Genel Yönetici
eyvah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 6,158
Tecrübe Puanı: 10
eyvah is on a distinguished road
Standart Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…


Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…
Böyleyseniz işiniz çok zor…


Sahip olduğunuz imanı muhafaza etmek ise zorların zoru.
Peygamberlerin Efendisi de bu zorluğa yüzyıllar öncesinden işaret ederek
"Âhirzaman da imanı muhafaza etmek kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak
diyor" ve devam ediyor, "Kişi sabah evden imanlı çıkacak, akşam eve imansızgelecek, akşam imanlıyatacak sabah imansız kalkacak".
Biraz geniş bir açıdan bakıldığında Peygamber Efendimizin üzerinde durduğuâhirzaman bundan önceki zamanlarla bir çok benzerlikler gösteriyor.

Bir ikilem arasında kalan ve buhranlar geçiren âhirzaman Müsluman gençliği,
ateşin içine atılan Hz. İbrahim'i, Firavun'un sarayında yetişen Hz. Musa'yı,
Züleyha'nın karşısındaki
güzeller güzeli Hz. Yusuf'u,
balığın karnındaki Hz. Yunus'u,
yaralar icindeki Hz. Eyyûb'u
ya da sapıklar içerisindeki Hz. Lût'u andırıyor...

Bu zaman Islamiyet'in çıktığı zamanla da benzerlikler gösteriyor.
O zaman da
Islam'ı tercih edenler maddi işkenceler altında ezilirken,
şu zamanin Müslüman gençliği de belki maddi
iskencelerden daha ağır olan
manevi işkenceler altında huzursuz bir hayat yaşıyor...

Âhirzamanı âhirzaman yapan ise, bu yukarıda zikredilen durumlardan yalnız
birinin değil hepsinin bu
zamanda toplanmış olması.

Yani ateş (manevi), firavun, züleyha (yarı çıplak
kadınlar), yara (manevi), işkence
(manevi), balık (nefis) ve sapık yedigeni içerisinde
hapsedilmiş bir Müslüman gençlik....

Peki böyle dehşetli bir
zamanda Müslüman gençlik neler hissediyor?

Ne mi hissediyor?
Bir ikilem ve
onun yol açtığı bir buhran.
Bir
tarafta Allah-u Teâlâ'nın emirleri, diğer tarafta zamanın câzibedar
fitnesinin gençleri kendi yörüngesine alma
cabası,
ve ikisi arasında bocalayan âhirzaman Müslüman gençliği...

Elbette biliyor ki, Yaratan'ın emri her şeyin üstünde.
Doğruyu biliyor,
ihlasın kırılmaması gerektiğini de
biliyor, ihlassızlığın zararlarını da. Ama bu bilmekle iş bitmiyor.
Biliyor,bilmesine ama bu câzibedar ve şiddetle
hücum eden günahlar karşısında mağlup oluyor.
Istemeyerek de olsa şeytanın tuzaklarından birine yem oluyor
ve giriyor günaha...

Ardından gelen büyük bir pişmanlık… Edilen tövbeler…
Yapılan yeminler… Kılınan namazlar… ve sonrasında yine bir tuzak ve
yine bir mağlubiyet.
Ve kişinin
kendisine atfettigi bir vasıf "günahkar".

"Ben bir günahkarım, günahlardan kendimi alıkoyamıyorum" diye
içten içe mırıldanmalar. Ve
kendine atfedilen bu vasfın arkasından gelen yeis.
Müslüman gencimizin
kendine atfettigi tek masum vasıf bu mu?

Tabii ki hayır!

Ikilem içinde kalan ve tövbe ettiği günahların kapısına tekrar tekrar
yanaşan bu gençlik, çevresine
bakıyor… Her taraf mübarek dolu. Evde kaldığı, okulda görüştüğü arkadaş
çevresi çoğunlukla mübareklerden
müteşekkil. Ama kendisi de o mübarekler içinde bir 'namübarek'. Bu
"namübarek" lik de ona büyük bir darbe
vuruyor ve günahkarlık vasfının yanına bir de bu vasıf ekleniyor.
Gel gelelim bu Müslüman gencimiz, insanların kendi 'namübarek' liğini
bilmesini istemiyor. Istemediği için de bu vasfı
gizleme yolunu tercih ediyor...

Ve üzerine mübarek' marka bir elbise giyerek insanlar arasında hayatıni devam
ettiriyor. Görünüşte giyilen bu mübarek
marka elbise gencimizi biraz rahatlatmasına rağmen gerçekte onu üçüncü bir
uçuruma daha sürüklüyor.

Nasıl mı?

"Ben" diyor, "iki yüzlüyüm, mübareklerin arasında bir mübarekken onlar
olmadığında ise bir 'namübarek' im.

'Günahkâr' lık ve 'namübarek' lik vasıfları masum gencimizi boğmaya
yetmiyormuş gibi yanına bir yenisi daha ekleniyor.

O da 'riyakarlık'. Ve bu üç enkaz altında boğulmaya başladı
âhirzaman gençliği.

Bu üç darbe yetmiyormuş gibi dördüncü darbe de beklenmedik bir yerden
geliyor.
Âhirzaman gençliğinin çoğu sahip olduğu bu üç yüz kızartıcı vasfın
başkaları tarafından bilinmesini istemediğinden onları gizleme yoluna
gidiyor.

Arkadaşlarının arasına çıkarken 'ihlas' ve 'mübarek' marka
elbiselerini giyiyor.
Dışarıya karsı daima mübarek görünümü çiziyor...

Halbuki Bediüzzaman hazretlerinin tabiriyle içi dışına bir çevrilse her şey ayan
beyan ortaya çıkacak...

Bir çok kişi kendi gerçek görünümünü sakladığı ve vücudunun her tarafını
kaplamış olan yaraları, üzerine giydikleri
elbiselerle örtmeye çalıştıklarından, onu gören karşıdaki kendini
'namübarek' hissediyor...

Halbuki o kendini "namübarek" hisseden de yaralarının üzerine giydiği
mübarek marka elbiselerle ortalıkta. Kısacası bu
üç vasfa sahip olduğunu bir çoğu düşünüyor ama düşünenler de bunu dışarı
vurmaktan kaçındıklarından herkes sadece bu gibi buhranları kendisinin
yaşadığını ve bu üç vasfa sadece kendisinin sahip olduğunu zannediyor.

Iste
Müslüman gençliği sarsan dördüncü deprem. 'Günahkar' lıkta, 'namübarek'
likte ve 'riyakar' lıkta yalnızlık.

Beşinci depreme geçmeden önce biraz psikolojiden bahsetmek gerekiyor...

Psikolojide şu vardır;

eğer insanda bilişsel huzursuzluk diye bir durum
varsa insan bu huzursuzluğu gidermeden huzurlu bir hayat süremez.

Bunu bir
örnekle açalım.

Mesela sigara içen bir adam, sigaranın zararlarını anlatan bir yazı
okuduğunda, sigaranın kansere yol açtığını ve her içilen sigaranın ömrü 5
dakika kısalttığını öğrenince bir bilişsel huzursuzluk yaşıyor.
Yani bir
tarafta kendi yaptığı, diğer tarafta okuduğu haber. Kendisi ise ikisi
ortasında kalmiş biçare bir nefer.

Bu huzursuzlukla 'huzura doğru' yürümek
ise başlı başına bir zafer.

Bu insanın yapacağı ilk iş bu huzursuzluğu gidermek.
Bu da iki türlü oluyor;
ya sigarayı bırakacak ki, gayet zor ama bu ikilemden ve bilişsel
huzursuzluktan kurtulmanın da en selametli çaresi,

ya da yaptığı işi
rasyonalize (mantıksallaştıracak) edecek. Nasıl mı?

Ilk önce kendisi gibi
sigara içen büyük zâtları arayacak
"Bak Cumhurbaşkanımız, Başbakanımızda da
içiyor; sanatçıların çoğunun ağzından sigara hiç düşmüyor" diyecek.

Sonra
"Hem Ahmet 60 senedir içiyor ama sapasağlam, hem sigara içerek daha az
yaşayacağım ama yaşamım daha keyifli olacak" gibi yaklaşımlarla kendini
rahatlatma yoluna gidiyor. Diğer bir çare olarak da okuduğu haberi
yalanlamak yoluna gidiyor ve o habere münafi bir başka habere cankurtaran
simidine yapışır gibi sarılıyor.

Kısacası çaldığı minareye bir kılıf
uydurarak bir nevi huzur buluyor… Ama sahte bir huzur…

Aynen böyle de, islediği günahların büyük azaplara yol actığını ve bunun da
cehennemi intac ettiğini,
kimsenin görmediği günahları meleklerin ve Allah-u Teâlâ'nın gördüğünü bilen
âhirzaman Müslüman genci,
giriyor bir bilişsel huzursuzluğa… Günah işlemekten kendini bir türlü
muhafaza edemiyor. Günahlardan da
yakasını kurtaramadığı için bilişsel huzursuzluk devam ediyor.

En iyisi yapılan bu işi rasyonalize edeyim, yani yaptığım işe bir kılıf
bulayım diyor. Tam başlayacakken
birden düşünüyor "Şimdi işlediğim günahı haklı mı çıkarayım" deyip küfrün
kapısına yanaşmaktan
korkuyor. Böylece rasyonalize yolu da kapanmış oluyor. Belki de en derin
depremi bu anda yaşıyor. Iki arada
bir derede, asağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık misali.

Iste yaptıkları günahları ne rasyonalize edebilen ne de onlardan
kurtulabilen âhirzaman genci bilişsel
huzursuzluk içinde hayata devam etmek zorunda kalıyor.

Böylece daima:
psikolojik olarak sorunlar yaşıyor, gün
geçtikçe daha da asabileşip daha da alıngan hale geliyor.
Kendisine daima
hakaret ediyor ve karamsarlaşarak hayatını zehir ediyor...


Bir kısmı bu beş sarsıntı altında hayatlarına aksak devam ederken,
imanı
zayıf olanları çok daha büyük sarsıntılar bekliyor.
Imanı zayıf olan bir kısım Müslüman genci içinde
bulundukları durum o kadar sıkıyor, o
kadar sıkıyor ki, boğulmamak için, kendisi gibi birkaç kişi aramaya
başlıyor...

Ama aynı grup içinde bulunduğu
arkadaslarına bakıyor.Onların hepsi mübarek, kendisine benzeyen kimse yok.
O kapı da kapandı.

Mevlânâ'nın nasihatini dinlemeyip de olduğu gibi görünüp ya da göründüğü
gibi olamayanlar bu biçare gencimizi daha hazin bir maceraya sürüklüyorlar.

Eğer âhirzamanın bu Müslüman genci sağlam bir îmânî ders almamışsa,

bu bilişsel huzursuzluğu gidermek için akla gelmedik yollar deniyor. Artık
îmânî derslerin yapıldığı mekanlara uğramak istemiyor. Uğrasa yeni şeyler
öğrenecek, ama dışarı çıkınca onlara zıt hareketlerde bulunacak, bilişsel
huzursuzluk daha da artacak.

Hem kendisi o gruba ait değil ki, o 'namübarek', onlar ise mübarek,
mübareklerin arasına ancak mübarekler girer !...


Bir kısmı bu yolu seçip îmânî dersleri bırakırken diğer bir kısmı da yine bu
sebeplerle îmânî derslerin
yapıldığı evlerde kalmasına rağmen oraları terk ediyor.

"Ben onların
arasında yaşayamam, onlar çok temiz
safi, mübarek insanlar, benim ise öyle kusurlarım var ki, onlar arasına
giremem." gibi mülahazalarla bir kale hükmünde olan evlerinden cıkıp
kendini düşmanın kucağına bırakıyor....

Bediuzzaman hazretlerinin tabiriyle bir
sineğin ısırmasından kaçarken yılan ısırmalarına hedef oluyor.

Bu îmânî derslerden haberi olmayan diğer bazıları daha da ileri giderek
küfre doğru adım adım yaklaşıyor.

Kendi işlediği günahı inkar edemiyor,bilişsel huzursuzluğunu gidermek istiyor

Bunun icin çareler ararken, Cehennem'in, meleklerin hatta Allah'ın
yokluğunu arzu ediyor.(!)

Ve bu uğurda bulduğu küçücük delillere can
havliyle sarılarak onları büyük bir delilmiş gibi görüp mukaddesatın
inkarına yanaşıyor.
Ve Bediuzzman'in dediği "her günahta küfre gidecek bir
yol vardır" sözünün fiili tasdikcileri arasına giriyor.

Bu kadar zor durumda bulunan âhirzamanın bu muzdarip gençlerine elbetteki
bir çok müjdeler var!!

Ilk
olarak Allah'u Teâlâ,
"Eğer kendisinden yasaklanmakta olduğunuz günahların
büyüklerinden kaçınırsanız, sizin
küçük günahlarınızı örteriz ve sizi çok hoş bir yere (cennete) koyarız"
buyuruyor.

Ve başka bir âyette ise,
"Ey nefisleri aleyhine günah işlemekle ömürlerini israf eden kullarım! Günahlara
bulaştık diye Allah'ın rahmetinden
ümit kesmeyin! Süphesiz ki Allah bütün günahları bağışlar" müjdesi ile
âhirzamanin günaha saplanan biçare
gençleri bir nebze olsun rahatlatılıyor...

Bununla beraber, Yüce Rabbimizin
Gafûr (cok bagışlayan), Tevvâb
(tövbeleri tekrar tekrar kabul eden),
Rahîm (kullarina cok merhamet eden) ve
Settâr (ayıpları ve günahları
örten) isimleri biz gençliğin imdadına yetişiyor ve onlara yeni kapilar
açıyor.

Yüce Allah'tan sonra müjde,
âlemlerin efendisi Hz. Muhammed aleyhisselâmdan
geliyor. O da âhirzamanın
bunalmış gençlerini teselli edercesine şöyle buyuruyor:

"Eğer siz
(sahabeler) benim dediklerimden birini
yapmazsanız, cehenneme girersiniz, ancak öyle bir zaman gelecek ki,
söylediklerimden birini yapan cennete
girecek"

Müjdeler devam ediyor.
Asrımızın âlimi Bediuzzaman Said Nursi'de
âhirzaman gençliğine hitaben diyor ki,

"Sizler bu meşakkatlere sabretmekle
sahabelerin küçük kardeşleri oluyorsunuz."

Tabii, bu müjdelere güvenip de yan yatmak âhirzaman gençliğine yakışan bir
hareket değil.

Peki bu durumda neler yapılması gerekiyor.

Aslında is nefsin dizginini eline alabilmekten geçiyor.
Nefsin dizginini eline almanın en tesirli yolunu yinePeygamberimiz bildiriyor.
O da nefsi aç bırakmak, yani diğer bir deyişle
oruc tutmak.
Âhirzaman Müslüman gençliğinin en azından haftanın Pazartesi ve
Persembe günlerini oruçlu geçirmesi gerekiyor.

Ta ki nefsin dizginini eline alabilsin ve nefsi
kendisinin degil, kendisi nefsin efendisi olsun.

Iş oruc tutmakla bitmiyor. Onun zikirlerle desteklenmesi gerekiyor.

Kur'an
bizlere Yusuf aleyhisselâmın Züleyha'nın karşında,
Yunus aleyhisselâmın balığın karnında, Eyyub
aleyhisselâmın hastalıklar ve yaralar
karşısında,
Ibrahim aleyhisselâm ates içerisinde okuduğu duaları ders
veriyor.

Bizler âhirzaman ateşinin içinde, nefis balığının karnında,
cazibedar bir fitne olan yarı çıplak kadınların karşısında, manevi yaralar
altında ezilen Müslümanlar olarak bu duaları çokca zikretmemiz gerekiyor.

Bu dualar nasil ki, peygamberlerin bulundukları dehşetli durumlardan
kurtulmasına vesile olmuş inşallah bizlerede faydası olur. Onun için bu
duaları sabah-akşam en az 33'er defa tekrarlamak gerekiyor.

Her gün Kur'ân-i Kerim'den bir parca okumak, ve âhirzaman fitnesine karşı
bir kalkan vazifesi gören Sekine' ye devam etmek, Allah'in bin bir isminin bulunduğu 'Cevşen' ile
O'nun dergahına yanaşmak,..

bataklıktan kurtulmanın diğer çareleri arasında yer alıyor. Kur'an'dan bu
zamanda özellikle okunması gereken parçayı ise âlemlere rahmet olarak gönderilen
Efendimiz şöyle bildiriyor;

"Kim onun (Deccal'in) cehenneminin
belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kehf Sûresi'nin ilk ayetlerini
okusun ki ates Ibrahim (as)'a olduğu gibi bu ateş de o kimseye soğuk ve
selametli olsun"

Son olarak da şunu unutmamak gerekiyor.
Âhirzamanı âhirzaman yapan yol actığı bu manevi bunalım..

Eğer bu bunalım olmasa bu zaman belki de âhirzaman olmayacak
. Hem böyle bir zamanda böyle bir bunalımda olmak gayet normal.
Anormal olmayan ise normal olmamak.

Kısacası eğer böyle bir bunalımda bir nebze olsun kendimizi hissedemiyorsak
asıl tehlike kapımızda demektir.

Sahip oldukları takva neticesinde bu bunalıma sahip olmayanlar ise sözümüzün haricindedir



.................................................. ............................Alinti................ ........................................
__________________
  Alıntı ile Cevapla
Eski 08.06.08, 22:52   #2
beyza0202
Fedakar
beyza0202 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Konum: ne önemi var
Mesajlar: 1,561
Tecrübe Puanı: 5
beyza0202 is on a distinguished road
Standart Ynt: Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…

eyvah kardeşim çok anlamlı bir yazı eklemişsin

yüreğine sağlık

RABBİM HEPİMİZİN YARDIMCISI OLSUN
__________________
ARDIMDAN DELİ DİYORLAR BELKİDE YALAN DEĞİL

Düştüğümde DOST'larımın ne kadar DOST
DÜŞMANLARIMINSA ne kadar düşman
Dost bildikleriminse ASLINDA hiç DOST olmadığını
öğrendim
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09.06.08, 03:17   #3
dermanbey
Aileden
dermanbey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 150
Tecrübe Puanı: 4
dermanbey is on a distinguished road
Standart Ynt: Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…

teşekkürler konuya yaklaşımınız, eklemeleriniz için...

herkesin okuması ve dahi idrak edip öylece harekette bulunması gereken önemde...

__________________
Efendim'e vermek için
Yirmi Yedimden gün aldım
Yirmi Yetim
den gül.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09.06.08, 07:09   #4
eyvah
Genel Yönetici
eyvah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 6,158
Tecrübe Puanı: 10
eyvah is on a distinguished road
Standart Ynt: Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…

Alıntı:
dermanbey kullanıcısından alıntı
teşekkürler konuya yaklaşımınız, eklemeleriniz için...

herkesin okuması ve dahi idrak edip öylece harekette bulunması gereken önemde...

kardesim...idrak ve hayatimiza tatbik edenlerden olabilme temenisi ile..
__________________
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09.06.08, 08:05   #5
Süeda_Nur
Moderator
Süeda_Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 726
Tecrübe Puanı: 4
Süeda_Nur is on a distinguished road
Standart Ynt: Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…

Alıntı:
dermanbey kullanıcısından alıntı
teşekkürler konuya yaklaşımınız, eklemeleriniz için...

herkesin okuması ve dahi idrak edip öylece harekette bulunması gereken önemde...

çok harika bir yazı gerçekten eyvah kardeşim....


Rabbim her daim yar ve yardımcımız olsun inşaallah...
__________________
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09.06.08, 08:19   #6
yasemin01
Genel Yönetici
yasemin01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Konum: Adana
Mesajlar: 4,701
Tecrübe Puanı: 8
yasemin01 is on a distinguished road
Standart Ynt: Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…

__________________
------------------------------------------------

İranlı Bir Şair Diyor Ki,
"Aşka Uçarsan Kanadın Yanar."
Bu Söze Cevaben Hz. Mevlana Da Diyor Ki,
"Aşka Uçmazsan Kanat Neye Yarar.''
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09.06.08, 08:53   #7
Leener
Fedakar
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 532
Tecrübe Puanı: 4
Leener is on a distinguished road
Standart Ynt: Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…

Alıntı:
eyvah kullanıcısından alıntı
Müjdeler devam ediyor.
Asrımızın âlimi Bediuzzaman Said Nursi'de
âhirzaman gençliğine hitaben diyor ki,

"Sizler bu meşakkatlere sabretmekle
sahabelerin küçük kardeşleri oluyorsunuz."

Tabii, bu müjdelere güvenip de yan yatmak âhirzaman gençliğine yakışan bir
hareket değil.

Peki bu durumda neler yapılması gerekiyor.

Aslında is nefsin dizginini eline alabilmekten geçiyor.
Nefsin dizginini eline almanın en tesirli yolunu yinePeygamberimiz bildiriyor.
O da nefsi aç bırakmak, yani diğer bir deyişle
oruc tutmak.
Âhirzaman Müslüman gençliğinin en azından haftanın Pazartesi ve
Persembe günlerini oruçlu geçirmesi gerekiyor.

Ta ki nefsin dizginini eline alabilsin ve nefsi
kendisinin degil, kendisi nefsin efendisi olsun.

Iş oruc tutmakla bitmiyor. Onun zikirlerle desteklenmesi gerekiyor.

Kur'an
bizlere Yusuf aleyhisselâmın Züleyha'nın karşında,
Yunus aleyhisselâmın balığın karnında, Eyyub
aleyhisselâmın hastalıklar ve yaralar
karşısında,
Ibrahim aleyhisselâm ates içerisinde okuduğu duaları ders
veriyor.

Bizler âhirzaman ateşinin içinde, nefis balığının karnında,
cazibedar bir fitne olan yarı çıplak kadınların karşısında, manevi yaralar
altında ezilen Müslümanlar olarak bu duaları çokca zikretmemiz gerekiyor.

Bu dualar nasil ki, peygamberlerin bulundukları dehşetli durumlardan
kurtulmasına vesile olmuş inşallah bizlerede faydası olur. Onun için bu
duaları sabah-akşam en az 33'er defa tekrarlamak gerekiyor.

Her gün Kur'ân-i Kerim'den bir parca okumak, ve âhirzaman fitnesine karşı
bir kalkan vazifesi gören Sekine' ye devam etmek, Allah'in bin bir isminin bulunduğu 'Cevşen' ile
O'nun dergahına yanaşmak,..

bataklıktan kurtulmanın diğer çareleri arasında yer alıyor. Kur'an'dan bu
zamanda özellikle okunması gereken parçayı ise âlemlere rahmet olarak gönderilen
Efendimiz şöyle bildiriyor;

"Kim onun (Deccal'in) cehenneminin
belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kehf Sûresi'nin ilk ayetlerini
okusun ki ates Ibrahim (as)'a olduğu gibi bu ateş de o kimseye soğuk ve
selametli olsun"

Son olarak da şunu unutmamak gerekiyor.
Âhirzamanı âhirzaman yapan yol actığı bu manevi bunalım..

Eğer bu bunalım olmasa bu zaman belki de âhirzaman olmayacak
. Hem böyle bir zamanda böyle bir bunalımda olmak gayet normal.
Anormal olmayan ise normal olmamak.

Kısacası eğer böyle bir bunalımda bir nebze olsun kendimizi hissedemiyorsak
asıl tehlike kapımızda demektir.

Sahip oldukları takva neticesinde bu bunalıma sahip olmayanlar ise sözümüzün haricindedir
çok güzel bir tevafuğa rastgelmişim sabah minübüs ile gelirken işyerime, Cebimde daima hazır bulundurduğum risalelerden GENÇLİK REHBERİ isimli kitap vardı. Ve aynen şu ifadeler yazıyordu..

Bugünlerde, Kur’an-ı Hakimin nazarında, imandan sonra en ziyade esas tutulan takvâ ve amel-i salih esaslarını düşündüm. Takvâ, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def-i şer, celb-i nef’a râcih olmakla beraber, bu tahribat ve sefahet ve câzibedar hevesat zamanında bu takvâ olan def-i mefasid ve terk-i kebair üssü’l-esas olup büyük bir rüçhaniyet kesb etmiş. Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takvâ bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur. Böyle kebair-i azime içinde amel-i salihin ihlasla muvaffakiyeti pek azdır.
Hem, az bir amel-i salih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir.

Hem, takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü, bir haramın terki vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var. Takvâ, böyle zamanlarda, binler günahın tehâcümünde bir tek içtinab, az bir amelle, yüzer günah terkinde, yüzer vacip işlenmiş oluyor. Bu ehemmiyetli nokta, niyetle, takvâ namıyla ve günahtan kaçınmak kastıyla menfî ibadetten gelen ehemmiyetli âmâl-i salihadır.

Risale-i Nur şakirtlerinin, bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvâyı esas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtiamiyede yüz günah insana karşı geliyor; elbette takvayla ve niyet-i içtinabla yüzer amel-i sâlih işlenmiş hükmündedir. Malûmdur ki, bir adamın bir günde harap ettiği bir sarayı, yirmi adam, yirmi günde yapamaz ve bir adamın tahribatına karşı yirmi adam çalışmak lazım gelirken; şimdi, binler tahribatçıya mukabil, Risale-i Nur gibi bir tamircinin bu derece mukavemeti ve tesiratı pek harikadır.

__________________
SEN ve BEN;<br />Kavgamıza yenik düşüp yorulduk,<br />Kahpe bir gürültünün zindanında boğulduk.<br />Ne ben mehtabı aldım elime bir kuş gibi,<br />Ne de sen bu sevdayı yaşadın bir düş gibi..
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09.06.08, 18:19   #8
eyvah
Genel Yönetici
eyvah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 6,158
Tecrübe Puanı: 10
eyvah is on a distinguished road
Standart Ynt: Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…

ecmain insaALLAH...

Rabbim siz okuyan, okudugunu idrak eden degerli kardeslerimden razi olsun...
__________________
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09.06.08, 18:26   #9
ummandan_inciler20
Fedakar
Giriş tarihi: May 2008
Konum: Hatay
Mesajlar: 1,293
Tecrübe Puanı: 5
ummandan_inciler20 is on a distinguished road
Standart Ynt: Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…

Emeğine sağlık eyvah can kardeşim..

Tam da şu zor zamanlarda aydınlatıcı bir yazı eklemişsin...Hani Şu zamanlarda Genç Müslümanlara yani Bizlere o kadar iş düşüyor ki anlatamam.Köhne zihniyete sahip olanlara Rabbim in izni ve yardımıyla Büyüklerimizin desteği İle Genç Müslümanlar Karşı koyup Dinimizi tam yaşamak adına yeni sayfalar açacağız inşallah..

Ben Hiç Unutmadım

Bir Gün Gelir

Yürür Dağlara Şehre Yürür

Bir Gün Gelir

Meydanlara Güller Dökülür

Bir Gün Gelir ....

__________________
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...]

AŞK, Bir Kalbin İçinde Ağlıyor...
  Alıntı ile Cevapla
Eski 10.06.08, 12:47   #10
-SPECİAL-
Sadık
-SPECİAL- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 245
Tecrübe Puanı: 4
-SPECİAL- is on a distinguished road
Standart Ynt: Âhir zamanda genç olmak… özellikle de Müslüman bir genc…

Teşekkürler eklemeniz için,Allah razı olsun kardeşim.

Rabbim okuduklarımızı idrak etmeyi nasip etsin.

Rabbim şu ahir zamanda zamanın zorluğuna karşı mücadele eden gençlerimizin her daim yar ve yardımcısı olsun inşaALLAH
__________________
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...]
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Elveda Bitanem yasemin01 Serbest Kürsü 5 26.05.08 16:12

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Q7Works
Style Design Milon4

mp3 indir youtube video izle
haberler-film izle
86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 160 162 163 164 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 220 221