|
![]() |
Gelişmiş Arama |
|
|
#1 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
Guantanamo'dan hidayete
Guantanamo'da görevliyken, Müslüman olan ABD'li Terry Holdbrooks, kendisini İslam'a götüren süreci Türk basınında ilk kez ve sadece Vakit'e anlattı... [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] MEHMET NEDİM ASLAN/LONDRA “İçinde bulundukları o kötü duruma rağmen hala gülümseyebiliyor, şaka yapabiliyorlardı. Oysa ben dışarıda olmama rağmen, hiç gülümsemiyordum. Benim mutlu olmam gerekirken, onlar benden mutlu görünüyordu. İşkence timleri onlara Hıristiyanlık adına işkence yapıyordu, onlar ise onca işkence ve acıya sabırla karşılık veriyorlardı. Bende olmayan ama onlarda olan mutluluğun inançtan, İslam'dan kaynaklandığını anladım ve Müslüman oldum. ” Bu sözler, Guantanamo Üssü'nde bir yıl görev yapan Amerikalı eski asker Terry Holdbrooks ya da yeni ismiyle Mustafa Abdullah'a ait. TÜRK BASININDA SADECE VAKİT'E KONUŞTU İngiltere'deki Müslümanların düzenlediği Ramazan etkinliklerine katılmak için Londra'da bulunan Guantanamo Üssü'nde görev yaparken Müslüman olan Terry Holdbrooks Türk basınında ilk kez ve sadece Vakit'e konuştu. Guantanamo'da görev yaptığı 2003-2004 yılları arasında birçok Müslüman tutukluyla yakın dostluklar kuran Holdbrooks, 590 numaralı Guantanamo tutuklularından ve Amerikalıların “General” ismiyle çağırdığı Ahmed Raşidi'nin (2007 yılında Fas'a teslim edildi ama nerede olduğu konusunda hiçbir bilgi yok) huzurunda Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu. “ŞÜKÜRLER OLSUN İSLÂM'LA TANIŞTIM” “Guantanamo deyince aklınıza ne geliyor?” sorusuna, “Guantanamo için şunu diyebilirim ki; hayatımın en önemli dönüm noktası orada gerçekleşti ama aynı zamanda en berbat yerlerden biriydi. Hayatımın en berbat yerinde Müslüman oldum. Bu yüzden Guantanamo'nun hem olumlu hem olumsuz olarak, benim için ayrı bir önemi var. Ama artık çok daha mutluyum ve kendimi iyi hissediyorum. Çünkü Allah'a şükürler olsun İslam'la tanıştım” şeklinde cevaplıyor. “ÖNCEKİ DİNİM MÜZİK VE ALKOLDÜ” “Önceki dininizde mutlu değil miydiniz?” diye sorduğumuzda ise Holdbrooks şöyle diyor: “Daha önce bir dinim yoktu benim. Benim tek dinim müzik ve alkoldü. Mutluluğu alkolle arıyordum. Ama mutlu değildim. Şimdi ise çok iyiyim. Bakın, bizim eğitim sistemimizde İslam diye bir şey öğretilmiyor. İslam, Müslüman denilince insanlar kaşlarını çatıyor. İslam'la ilk kez Guantanamo'da tanıştım ve iyi ki tanıştım. Yoksa hayatım bir hiç olarak devam edecekti.” “ONLARI AYAKTA TUTAN GÜÇ İSLÂM” Holdbrooks, İslam'a geçiş sürecinin çok çabuk bir şekilde olmadığını ve bunun en az altı ay aldığını söylüyor: “Ben hayatımda hep bir şeyleri sorgularım. Eğer bir şeyi yapıyorsam, onun mantıklı bir sebebi olmalı. Guantanamo'ya gönderilirken, Guantanamo'daki tutuklulara nasıl davranmamız gerektiği konusunda propagandaya tabi tutulduk. Ama ben onların bana sunduğu propagandanın hiçbir mantıki sebebini bulamadım. Sonra Guantanamo'ya geldim ve burada tutuklularla çok iyi iletişim kurdum. Tutuklular, içinde bulundukları o kötü duruma rağmen hala gülümseyebiliyor, şaka yapabiliyorlardı. Oysa ben dışarıda olmama rağmen, hiç gülümsemiyordum. Benim mutlu olmam gerekirken, onlar benden mutlu görünüyordu. Sonra, onları mutlu kılan şeyin inançları, İslam, olduğunu anladım.” “MÜSLÜMAN OLDUĞUMU SÖYLEMEDİM” Holdbrooks'e Müslüman olduğunda bunun Guantanamo'daki üslerince nasıl karşılandığını sorusuna, “Askerden ayrılana kadar ordudan kimseye Müslüman olduğumu söylemedim” diye cevap veriyor. Peki ya ailesi ve akrabaları, tanıdıkları nasıl karşılık verdi: “Benim bir ailem yok ya da görüştüğüm bir akrabam yok. Dolayısıyla tepki olmadı.” Holdbrooks 6 yaşındayken anne ve babası ayrılıyor ve o da büyük babası ile büyük annesinin yanında yaşıyor. “60'ların hippisi” olarak tanımladığı büyükanne ve büyükbabasının dinsel hiçbir şeye sahip olmadıkları için, kendisinin de dini bir yaşantısının olmadığını söylüyor Holdbrooks. “MÜSLÜMAN OLDUKTAN SONRA 6 AY DAHA GUANTANAMO'DA KALDIM” Müslüman olduktan sonra Guantanamo'da 6 ay daha görev yapan Holdbrooks'e Guantanamo'daki durumu soruyoruz: “Guantanamo, dünyanın en kötü yeri. Orada insanlar suçsuz oldukları halde ailelerinden binlerce kilometre uzaklıkta tutuluyor ve işkence yapılıyor. Ama şöyle bir şey de var; Guantanamo'dakilerin çok acı içinde olduğunu düşünseniz bile, oradaki insanlar inançlarından dolayı çok mutlu görünüyorlar. Hep pozitif duruyorlar. Onların bu mutluluğu inançlarından, İslam'dan kaynaklanıyor.” İBADETLERİNİ NASIL GERÇEKLEŞTİRİYORDU? Holdbrooks, Müslüman olduktan sonra 6 ay daha görev yaptığı Guantanamo'da ibadetlerini nasıl gerçekleştiriyordu? Holdbrooks bu soruyu “Yakında çıkacak kitabımda görürsünüz” diye cevaplıyor. Biraz ısrar edince,: “Eğer orduda en alt rütbedeyseniz, tüm ayak işleri siz yaparsınız. Sizin üstleriniz ise sizin işleri yaptığınızdan emin oldukları için rahatlarına bakar. Dolayısıyla en alt rütbede ve sürekli iş yapan biri için ibadet yeri bulmak zor değil. Ama bunu daha ayrıntılı olarak yakında çıkacak kitabımda okuyabilirsiniz” diyor gülerek… DAHA UCUZ OLAN YEMEN'E TAŞINACAK Terry Holdbrooks, “Bundan sonra ne yapacaksınız, nerede yaşayacaksınız?” sorumuza ise, “2010 yılında Yemen'e taşınmayı planlıyorum” diyor. “Neden Suudi Arabistan değil de Yemen” diye sorduğumuzda ise gülerek şöyle cevap veriyor: “Yemen, Suudi Arabistan'dan daha ucuz. Mesela Yemen'de peynirli bir burgeri 2 birime alıyorsanız, Suudi Arabistan'da bunun fiyatı 6 birim. Dolayısıyla kutsal topraklara yakınlığı hem de ucuzluğu açısından Yemen benim için ideal bir yer olacak.” 'İHANETÇİ' İSİMLİ KİTABI BU AY İÇERİİNDE YAYINLANIYOR Amerika'da yaşadığı Arizona'da 30 binin üstünde Müslüman olduğunu söyleyen Holdbrooks, kendisinin yaşadığı bölgede çok az sayıda Müslüman bulunduğunu söylüyor. “Cuma günleri 50 kişi toplanıyoruz. İnşallah sayımız daha artar” diye temennide bulunuyor. Holbrooks'a ordudan ayrıldıktan sonra nasıl geçindiğini soruyoruz: “Ben artık bir yazarım. Yakında kitabım yayınlanacak” diye cevap veriyor. Holdbrooks'un bu ay içerisinde çıkması beklenen ve “Traitor” (İhanetçi) ismi taşıyan 200 sayfanın üstündeki kitabı ilk önce ABD ve İngiltere'de yayınlanacak. Guantanamo'da geçirdiği dönemi anlattığı kitabının basımı için şimdilik 3 bin dolara ihtiyacı olduğunu söylüyor Holdbrooks: “İnşallah bu parayı bulduğumuzda, kitabımı da basmış olacağım. Kitabımda beni İslam'a götüren süreci ve orada yaşanan işkenceleri anlattım.” VAKİT/ÖZEL
__________________
|
|
|
|
#2 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...]
Ünlü boksörün ilk oruç heyecanı Türkiye'de tatildeyken duyduğu ezan sesi ile hayatı değişen dünyaca ünlü boks şampiyonu Williams'ın ilk Ramazan heyecanı. Salı 02.09.2008 - 01:41 M. Hasan Uncular / TİMETURK Dünyaca ünlü İngiliz ağır siklet boks şampiyonu Danny Williams, Türkiye'de tatildeyken duyduğu ezan sesinin hayatını değiştirdiğini ve İslam'ı seçtiğini söylüyor. Yıllar önce ilk Ramazanını yaşadığında Müslüman olalı sadece bir hafta olduğunu söylüyor. 'Müslüman olduktan sonra çok heyecanlanmıştım, Ramazan'ın gelişini dört gözle bekliyordum. Yemek yememek benim için problem değildi, zaten boksör olarak belirli bir kiloya ulaşabilmek için açlıktan ölürcesine durmaya alışkındım. İlk haftadan sonra bana yakışmayan bir şekilde somurtkanlaştım' diyor eski şampiyon. [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] Ramazan'ın antrenmanları üzerinde büyük bir etkisinin olduğunu kabul eden Williams, 'Tüm programımda değişiklik yapmak durumundaydım. Artık gündüz dövüşemiyordum. Enerji eksikliğim vardı ve gündüz yerine akşam üzeri antrenman yapıp gece geç saatlerde de koşmam gerekiyordu. Gün içinde uyku düzenimi ayarlamaya çalışıyordum. [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] Williams, ne kadar şanslı olduğunun farkına vardığından bahsediyor ve 'Tüm gün oruç tuttuktan sonra yemek yiyeceğimi düşünüp, kendimi suçlu hissediyordum. Çünkü dünyada yiyecek ve içecek bulamayan ve ne zaman yemek yiyeceklerini bilmeyen çocuklar vardı' diyor. [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] William, Ramazan'ın neden sadece susuzluk ve açlık deneyimi olmadığını da açıklıyor ve 'Ramazan'da daha da iyi bir insan olmaya çalışıyorum, günahlarımın affedilmesi ve ruhumun arınması için dua ediyorum. [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] Her Ramazan, bir sonraki Ramazan'ın daha da iyi geçmesi ve İslami bilgilerimi arttırmak için kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Birkaç Ramazan önce sakal bırakmaya başladım' diyerek sözlerini bitiriyor.
__________________
|
|
|
|
#3 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
Fransa'da Psikoloji Doktoru Prof. Müslüman Oldu
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] Psikoloji üzerine doktora yapmış olan ve şimdi de sinirbilimi üzerine çalışan Dr. Nebal el-Anbar müslüman oldu. Fransa’da yaşayan Suudi doktor kadın, Fransız bir profesörün İslam’ı seçmesine vesile oldu. Psikoloji üzerine doktora yapmış olan ve şimdi de sinirbilimi üzerine çalışan Dr. Nebal el-Anbar Paris’te 10 yıldan beri çalışıyor. Dinine sıkı sıkıya bağlı bir Müslüman kadın olan Nebal, İslam’ı iş arkadaşları arasında yaymak için de elinden geleni yapıyor. Boş kaldığı tüm zamanlarda Kur’an ayetlerinin fotokopilerini alıp gayr-i müslim arkadaşlarına dağıtan Dr. Nebal, onlarında kendisine merakla sorular sorduğunu da bildiriyor. Çabaların ilk meyvesi Nebal’in Fransız iş arkadaşlarından 48 yaşındaki Prof. Dardennes Roland da Riyad’a yaptığı bir seyahatte uğradığı Davet Merkezi’nde Müslüman oldu. Paris Descartes Üniversitesi’nde Psikiyatri dalında profesör olan Dr. Dardennes – şimdiki ismiyle Şerif – Engelli Araştırmaları Prens Selman Merkezi’nin düzenlediği tıbbi bir konferansta İslam’la nasıl şereflendiğini anlattı. Medya İslam'a karşı önyargılı Önceleri sadece Fransız gazetelerindeki önyargılı şiddet haberlerinden İslam hakkında fikir sahibi olduğunu belirten Şerif, Dr. Nebal ile tanıştıktan ve onun dinine olan güçlü imanını, ibadetlerini ve günlük yaşantısını gördükten sonra ise yanlı medyanın yazıp çizdiklerinin ona hiçbir anlam ifade etmediğini söyledi. Medyanın her toplumda görülebilecek aşırı uçları ve onarlın yaptığı şiddet eylemlerini merkeze alarak İslam hakkında yanlış görüşler beyan etmesini artık kabul edilemez bulduğunu ifade eden Profesör Şerif, Müslüman olma sürecinde ise Dr. Nebal’in iş yoğunluğunda bile ibadetlerinden geri kalmamasının kendisine İslam’ı daha tarafsız öğrenme konusunda ilham kaynağı olduğunu belirtti. İslam’ın batıda maneviyattan yoksun bir siyasi hareket olarak gösterildiğini kaydeden Prof. Şerif, Dr. Nebal gibi insanların ise bunu çürüttüğünü söyledi ve İslami yaşam tarzının – günlük beş vakit namaz, Kur’an okumak ve Ramazan’da oruç tutmak – kendisini hem etkilediğini hem de İslam’a girmesine vesile olduğunu belirtti. Ayrıca Suudi Arabistan’da insanların cemaatle namaz kılarken gösterdiği kibarlık ve tevazunun da kendisini çok etkilediğini belirten Şerif, daha önce Müslümanların günlük ibadetler yaptığını bilmediğini ve bu ibadetlerin hem derin bir maneviyat içermesi hem de günlük hayatla bu kadar irtibatlı olabilmesinin ise kendisini oldukça şaşırttığını ifade etti. İslam’a geçmeden bir gün önceki gecede hissettiklerini anlatacak kelime bulamadığını söyleyen Şerif, en büyük korkusunun ise - neyse ki bunun doğru olmadığı kendisine daha sonra öğretilmiş - İslam’a geçmeden önce Kur’an’ı orjinal metninden okuma zorunluluğu olduğunu ifade etti. Şimdi sıra ailesinde Hıristiyan bir ailede doğan Şerif’in şimdiki arzusu ise Japon annesi, Fransız babası, 12 ve 15 yaşlarındaki kızlarına İslam’ı anlatmak. Şerif’in anlattığına göre, babası farklı dinler üzerinde çalışma yapmış birisi ve İslam hakkında sahip olduğu önyargıları kendisiyle mantıklı bir şekilde tartışıldığında bir kenara bırakabilecek bir mizaca sahip. Profesör, bu yüzden babasına İslam’ın gizemli ve manevi yönlerini anlatmak için sabırsızlandığını söylüyor. 'İnsanlık denizinde küçük bir damla' Prof. Şerif’in Mekke yolculuğu ise tam anlamıyla eşsizmiş. Daha önce de Kabe hakkında belgeseller izlediğini, dolayısıyla belli bir fikre sahip olduğunu belirten Şerif, ancak hac tecrübesini bilfiil yaşamanın ise hepsinden çok daha farklı bir deneyim olduğunu şu sözlerle ifade ediyor: ‘Kabe’nin yanındayken kendimi insanlık denizinin küçük bir damlası gibi hissettim.’ [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...]
__________________
|
|
|
|
#4 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...]
Güney Afrikalı Kadın Erzurum'da Müslüman Oldu Güney Afrika vatandaşı Hristiyan dinine mensup bir kadın, Erzurum'da düzenlenen ihtida töreninde Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman oldu. Bir süredir Türkiye'de bulunan Güney Afrika vatandaşı Tanja Ferraire, yaptığı müracaatın ardından Erzurum İl Müftülüğü'nde şahitler huzurunda yapılan ihtida töreninde Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman oldu. Yakutiye Müftüsü İhsan İlhan'ın da hazır bulunduğu ihtida merasiminde, İl Müftüsü Yakup Arslan tarafından Ferraira'ya ihtida belgesi verildi. Tanja Ferraira, İslam dinini araştırıp Müslümanlığı seçtiğini ve bu kararından dolayı son derece mutlu olduğunu dile getirdi. Tören sonrasında İl Müftüsü Yakup Arslan tarafından Güney Afrika vatandaşı Ferraıra'ya Kur'an-ı Kerim, ilmihal ve çeşitli kitaplar hediye edildi. Alman turist, okuduğu Kur'an mealinden etkilenip Müslüman oldu Antalya'nın Manavgat ilçesinde Almanca Kur'an-ı Kerim hediye edilen turist, Ramazan'ın ilk günü Müslüman oldu. Manavgat Müftülüğü'nde düzenlenen ihtida töreninde Kelime-i şahadet getiren Alman Renate Rothenberger (54), Ayşegül ismini aldı. Müslüman olmasına Türk arkadaşlarının da katkısı olduğunu ifade eden Renate, çok mutlu olduğunu söyledi. Ramazan'ın başlangıcında bir kişinin Müslüman olmasının çifte sevince neden olduğunu belirten Manavgat Müftüsü Halil Taş, "On bir ayın sultanı Ramazan'ın gelmesi bizim için sevinç kaynağıydı. Bir Hristiyan'ın Müslümanlığı tercih etmesi bizim mutluluğumuza mutluluk kattı. Allah, Ramazanı Şerif'te rahmetinin bir göstergesi olarak kardeşimize de hidayet etti. Dileğimiz o ki Allah istikamet versin, rızası istikametinde hareket ettirsin, ahrette de cennetine alarak bu mutluluğu baki eylesin." diye konuştu. Ermeni gelin Andranik Müslüman oldu [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...]Bursa'nın Orhangazi ilçesine bağlı Narlıca Beldesi'nde zeytin tüccarlığı yapan Ersin Mantı ile Ermenistan'da tanışıp evlenen Ermeni vatandaşı Andranik Hermine, Orhangazi Müftlüğü'nde Kelime-i Şahadet getirerek müslüman oldu. İlçe Müftüsü Lütfü Akay müslüman olduktan sonra Emine ismini alan Ermeni vatandaşına Kuran-ı Kerim ile birlikte Kuran-ı Kerim Meali ve ilmihal hediye etti. Bir süre önce Orhangazi'ye bağlı Narlıca'dan Ermenistan'a zeytin ticareti için giden zeytin tüccarı Ersin Mantı ile Ermenistan'ın başkenti Erivan'da tanışıp evlenen Ermeni vatandaşı Andranik Hermine, müslüman olarak Emine ismini aldı. Daha önce Katolik Hristiyan olan 32 yaşındaki Ermeni vatandaşı Andranik Hermine ile Ersin Mantı'nın arasındaki aşk onları nikah masasına kadar götürdü. 16 Temmuz'da Ersin Mantı ile hayatını birleştiren Andranik Hermine Orhangazi Müftülüğü'nde Kelime-i Şahadet getirip müslüman oldu. Orhangazi İlçe Müftüsü Lütfü Akay tarafından gerçekleştirilen merasimde Müftü Akay Ermenistanlı Andranik'e müslümanlığı anlattı. İslamiyet'in en son ve en geçerli din olduğunu anlatan Lütfü Akay, Müslümanlığın şartlarının da yerine getirilmesi hususunda Andranik'e telkinlerde bulundu. Ardından Müftü Akay ile birlikte Kelime-i Şahadet getiren Adnranik Hermine müslüman olarak Emine ismini aldı. Müftü Akay Emine Mantı'nın müslümanlığına geçtiğine dair düzenlenen İhtida Belgesi ile Kuran-ı Kerim, Türkçe Meali, ilmihal ve Diyanet İşleri Başkanlığının çıkardığı bazı yayınları armağan etti. Emine Akay adını alan Ermeni asıllı gelin, Türk aile yapısından ve Müslümanlıktan çok etkilendiğini ve Ersin Mantı ile de birbirlerini severek evlendiklerini dile getirdi. Fransız öğretmen Isparta'da müslüman oldu Fransız öğretmen, tatil için geldiği Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesine bağlı Çarıksaraylar beldesinde Müslüman oldu. Katolik olan Boıteux Maud, kendisi de öğretmen oğlan Türk arkadaşı Oktay Güzel ile Çarıksaraylar'a geldi. Maud, beldedeki insanların yaşantısından etkilenerek Müslüman olmaya karar verdi. Şarkikaraağaç Müftülüğü'ne müracaat eden Maud, yapılan ihtida merasiminde Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu. İlçe Müftüsü Seyfettin Kocaoğlu, Müslüman olarak Derya ismini alan Maud'a ihtida belgesi ile İslam hakkında bilgiler içeren dini kitaplar ve Kur'an-ı Kerim hediye etti. [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...]
__________________
|
|
|
|
#5 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
Bir misyonerin hidayeti
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] Bir zamanlar Hıristiyan bir misyonerken Müslüman olarak Maysara ismini alan Covita Guslin ile Malezya’nın Klantan Bölgesi’ndeki İslam Okulu’na yaptığım ziyaret esnasında tanıştık. İslam Okulu’na önceden başka dinlere mensup olup daha sonra İslam’a girmeye karar veren yeni Müslümanlar kabul ediliyor. 4 seneye yakın İslam Okulu’nda dini eğitim gören yeni Müslümanlar, bu eğitimlerinin sonunda davetçi oluyorlar ve çevrelerindeki insanlara İslam’ı anlatmaya başlıyorlar. İslam Okulu’nda tanıştığım yeni Müslümanlar arasında eski papazlardan tutun da, Budist rahiplere kadar birçok kişi vardı. Ayrıca bu okul tarafından yürütülen davet çalışmaları vasıtasıyla şu ana kadar binlerce kişi Müslüman olmuş. Arap bir yardım kuruluşu tarafından finanse edilen İslam Okulu’nun çalışanlarından biri de Maysara Hanım. Eski bir Hıristiyan Misyoner olan Maysara Hanım’ın hem misyonerlik çalışmaları hakkında anlattıkları, hem de İslam’a giriş öyküsü bana son derece ilginç geldi. -Bize kendinizi anlatır mısınız? Sizi tanımak istiyoruz. Malezya’nın doğusunda bulunan Sandakan Şehrinde doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Sandakan’da tamamladım. Anne-babam ve ailemin bütün fertleri Hıristiyan’dılar. Ben de lise yıllarımda kilisedeki ayinleri aksatmayan ve Hıristiyanlığın yayılması için yoğun bir şekilde çaba gösteren Katolik bir davetçiydim. O dönemler en büyük hayalim yeryüzünde yaşayan bütün insanların İsa Mesih’e inanıp Hıristiyan olmalarıydı. Fakat Allah bana merhamet edip hakikati bulmamı sağladı ve 1999 yılında Müslüman oldum. -Hakikatten kastınız sanırım İslam. Hıristiyan bir misyonerken Müslüman olmaya karar verdiniz. Sizdeki bu dönüşüm nasıl gerçekleşti? Müslüman olmaya karar vermem belli bir sürecin sonunda gerçekleşti. Okuduğum lisede farklı dinlerden öğrenciler vardı ve bir grup Hıristiyan arkadaşımla birlikte Hinduizm’e, Budizm’e ve İslam’a inanan öğrencilerin Hıristiyan olmaları için çalışmalar yapıyorduk. -Ne tür çalışmalar yapıyordunuz? Çevrenizdeki insanları Hıristiyanlaştırmak için nasıl bir yol izlediğinizden bahseder misiniz? Davet çalışmalarımızı Sandakan’daki bazı papazların kontrolünde yürütüyorduk. Kiliseden eğitim alıyorduk ve papazlardan insanları İncil’e davet ederken nasıl bir yol izlememiz gerektiğini öğreniyorduk. Hıristiyan yapmaya karar verdiğimiz öğrencilerle ilk etapta iyi bir arkadaşlık kurup, onların bize sonsuz bir şekilde güven duymalarını sağlıyorduk. Daha sonra da bu öğrencilerin İncil ve kiliseyle tanışmalarına aracı oluyorduk. Bu aşamadan sonra ise devreye kilisedeki papazlar giriyorlardı ve Hıristiyan olmaya aday olan öğrencilerle tek tek ilgilenmeye başlıyorlardı. Bu sürecin sonunda öğrencilerin bir kısmı eski dinlerini terk edip Hıristiyan olmaya karar veriyorlardı. -Hıristiyanlığa davet edeceğiniz öğrencileri tespit ederken nelere dikkat ediyordunuz? Daha çok dindar olmayan ve bir arayış içinde olduğunu hissettiğimiz öğrencilerle ilgileniyorduk. Bu tür öğrencilerin Hıristiyan olmaya karar vermeleri diğer öğrencilere göre çok daha kolay oluyordu. Çeşitli partiler düzenliyorduk ve partiler sayesinde öğrencilerle olan ilişkilerimizi daha da geliştiriyorduk. Bu partiler her ay en az 5 veya 6 kez tekrarlanıyordu. Bu partilerde tanıştığımız yeni kişilerle de zaman içinde ilişkilerimizi daha da geliştiriyorduk. “MERYEM SURESİ’NDEN ETKİLENDİM” - İslam’a giriş öykünüzü dinleyebilir miyiz? Müslüman olmadan önce İslam’la ilgili bir çok bilgiye sahiptim; fakat zaman içerisinde bu bilgilerimin bir çoğunun yanlış olduğunu öğrendim. Hıristiyan olduğum dönemlerde de İslam’ın akide olarak Budizm ve Hinduizm’den daha güçlü olduğunu fark etmiştim. Okuldaki Müslüman öğrencileri de Hıristiyanlaştırmaya çalışıyorduk; fakat İslam’a karşı ben de her zaman bir ilgi ve sempati vardı. Bu ilgi ve sempatimi kimseyle paylaşmıyordum. Bazı dönemler İslam’la ilgili kitaplar okuyordum, ayrıca Kur-an ve İncil’in ortak yönlerini öğrenmeye çalışıyordum. Kur-an okurken özellikle Meryem Suresi’nden çok etkilendim ve Meryem Suresi’ni bitirdiğimde Kur-an’ın ilahi bir kitap olduğuna dair düşüncelerim daha da güçlendi. Kur-an’da “Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder” mealinde bir ayet var. Bu ayette o dönemler beni çok etkilemişti. -Müslüman olmaya ne zaman karar verdiniz? Müslüman olmaya kesin olarak lise son sınıfta karar verdim. İslam’a olan ilgim arttıkça Müslümanlara karşı olan ilgim de artıyordu. Bir gün Müslümanların nasıl ibadet ettiklerini görmek için okulumuzun mescidini ziyaret ettim ve mescidin bayanlar bölümüne girip bir köşeye oturdum. Müslümanların başlarını yere koyup Allah’a secde etmeleri beni çok etkiledi ve içimde yoğun bir şekilde Allah’a secde etme duygusu oluştu. Okulun mescidinden ayrılıp eve gittim ve odama girip secde etmeye, hakikati bulduğum için ağlamaya başladım. Dakikalarca ağlayarak Allah’a secde ettim ve o an Müslüman olmaya karar verdim. Müslüman olmaya karar verdikten sonra Şeyh Besmi tarafından yazılan Rahman Tefsiri’ni satın aldım ve okul dışındaki vakitlerimi Rahman Tefsiri’ni okuyarak geçirmeye başladım. Rahman Tefsiri imanımı daha da güçlendirdi ve İslam’la ilgili zihnimde oluşan bütün sorulara bu tefsir sayesinde cevaplar buldum. -Müslüman olmaya karar verdikten sonra bu kararınızı ailenizle ve çevrenizdeki arkadaşlarınızla paylaştınız mı? Birkaç Müslüman arkadaşıma Müslüman olduğumu haber verdim; fakat 5 sene boyunca ailemden Müslüman olduğumu sakladım. Ayrıca Sava Vilayeti’nin başkenti olan Kotakinabalu’ya gidip İslam Meclisi yetkililerinden Müslüman olmam için bana yardımcı olmalarını istedim ve 1999 yılının Mart Ayında Kelime-i Şehadet getirerek İslam’a girdim. “5 YIL GİZLİCE NAMAZ KILDIM” - 5 sene boyunca Müslüman olduğunuzu ailenizden niçin sakladınız? Müslüman olduğumu aileme haber verdiğimde onlardan tepki alacağımdan emindim. Hatta babam beni İslam’a girdiğim için evlatlıktan reddedip evden uzaklaştırabilirdi. Bu nedenle 5 sene boyunca namazlarımı gizlice kıldım ve çok istememe rağmen bana ait olan odamın dışında başörtüsü takamadım. 5 senenin sonunda aileme Müslüman olduğumu açıkladım ve beklediğim gibi büyük bir tepkiyle karşılaştım. Babam odama girip İslam’la ilgili bütün kitaplarımı toplayıp bahçede ateşe verdi. Ayrıca başörtülerimi ve seccademi de yaktı. Babamın Müslüman olduğum için bana uyguladığı baskılara dayanamadım ve belli bir zaman sonra evden ayrılmak zorunda kaldım. Kısa bir süre Kuala Lumpur’da Müslüman bir ailenin yanında kaldım, bu ailenin yardımıyla Klantan’daki İslam Okulu’na kayıtımı yaptırdım. İslam Okulu’nda 4 sene İslami İlimler alanında eğitim gördüm ve bu 4 senenin sonunda okuldan mezun oldum. Daha sonra Malezyalı bir Müslüman ile evlendim ve 3 çocuğumuz oldu. Şu anda da İslam Okulu’nda görevli olarak çalışmaya devam ediyorum. -Sizce İslam’la Hıristiyanlık arasındaki en belirgin fark nedir? İslam; insanın hayatında hiçbir boşluk bırakmayan tamamlanmış bir dindir. Bugün ki Hıristiyanlık ise tamamlanmamış, insanın hayatını tam anlamıyla dolduramayan eksik bir din. Ayrıca teslis inancı Hıristiyanların tamamına yakınının kafasını karıştırıyor ve kilisedeki din adamları teslis inancı ile ilgili sorulara insanları tatmin edici cevaplar veremiyorlar. Bugün ki Hıristiyanlık insanları 3 ilaha birden tapmaya çağırırken, İslam insanları tek olan Allah’a kulluk etmeye davet ediyor. İslam akide yönüyle de Hıristiyanlığa göre daha mantıklı ve güçlü. -Sizin davet çalışmalarınız neticesinde İslam’a giren kişi veya kişiler oldu mu? Evet. Kız kardeşlerimin üçü de farklı zamanlarda Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldular. Anne ve babamın da Müslüman olmalarını çok istiyorum ve onlar için dua ediyorum. Müslümanlar olarak insanlara İslam’ı anlatmalıyız ve farklı dinlere mensup kişilerin Peygamber Efendimiz’i tanımalarını sağlamalıyız. “ORUÇ BİR KALP İBADETİDİR” -Ramazan ayının içindeyiz. Neler hissediyorsunuz? Bu Ramazan Müslüman olarak geçirdiğim onuncu ramazan ve 10 senedir oruç tutmaya devam ediyorum. Ramazan ayı diğer aylarda kontrolden çıkan nefislerin dizginlenmesi için iyi bir fırsat. Ramazan bize nefis tezkiyesi için yardımcı oluyor, bu nedenle Ramazanın kıymetini iyi bilmeliyiz. Müslüman olduğum ilk zamanlar oruç bana daha fazla heyecan veriyordu; fakat şu an eski heyecanımı hissedemiyorum. Bu da manevi dünyamın, kalbimin zayıfladığını gösteriyor. Eğer iyi bir şekilde değerlendirilirse orucun kalbe, ruh dünyamıza büyük katkıları oluyor. Oruç bana göre bir kalp ibadetidir. -Başörtüsü takmak sizin için nasıl bir anlam ifade ediyor? Başörtüsü her şeyden önce bana güven hissi veriyor ve başörtüsü takarak kötülüklerden ve kötü bakışlardan korunduğumu hissediyorum. -Misyonerlik çalışmalarının içinde bulunan bir kişi olarak dinler arası diyalog meselesi hakkında neler düşünüyorsunuz? Hıristiyanlarla aramızda ilişkiler olmalı ve onlara İslam’ı anlatmalıyız. Onlar da bize Hıristiyanlığı anlatabilirler. Fakat iki din hiçbir zaman bir araya gelemez; çünkü iki dinin de akidesi temel de çok farklı. İslam; Tevhid düşüncesini öncelerken, bugün ki Hıristiyanlık Tevhid düşüncesine tamamen ters inanışlar içeriyor. Gerçek Hayat
__________________
|
|
|
|
#6 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
Namazdan etkilendiler, müslüman oldular
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] Meksika'dan Nevşehir'in Kapadokya bölgesine gezmeye gelen Meksikalı baba ve kızı, rehberlerinin kıldığı namazdan etkilenince İslamiyeti seçti. Aile, düzenlenen ihtida merasimi sonrası şehadet getirerek Müslüman oldu. Meksika'dan Nevşehir'in Ürgüp ilçesine tatil yapma amacıyla gelen Avukat baba Moıses Santoyo (49) ve kızı Telız Delgadillo (14), Ürgüp'te tanıştıkları bölge rehberlerinden Özay Onur'un yaptığı ibadetten etkilenerek Müslüman olmaya karar verdi. Ürgüp İlçe Müftülüğü'nde düzenlenen ihtida merasimi sonrası baba Moises Santoyo (Musa) ve kızı Telız Delgadıllo (Havva) ismini aldı. Baba Musa Santoyo yaptığı açıklamada, ilk kez Paris'te abdest alanları gördüğünde çok etkilendiğini söyledi. Ürgüp'te pide yemek için yer ararken tanıştıkları Özay Onur'un ibadetinden etkilendiklerini anlatan Musa Santoyo, 'İslam dini paylaşma dinidir. Tüm benliğinizle Allah'a yönelerek dua edersiniz. Aranızda kimse yoktur.' sözlerinden çok etkilendiğini ve Hıristiyanlıkla arasındaki farkı gördüğünü, Müslüman olmaya karar verdiğini söyledi. Baba Musa Santoyo'nun kararını ailesine açıklamasından sonra İslam dinini araştıran kızı Telız Delgadıllo'nun da Müslüman olmaya karar verdiği öğrenildi. Baba-kız, Ürgüp İlçe Müftüsü Kemal Topcu, Ürgüp Belediye Başkanı Fahri Yıldız, eşi Ayşe Yıldız, Telız Santoyo(Musa)'nın eşi ve oğlu ile müftülük çalışanları şahitliğinde Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman oldu. Ürgüp Belediye Başkanı Fahri Yıldız tören sonrası yaptığı açıklamada, "Göreve başladığımdan bu yana tanık olduğum ve olağanüstü duygulandığım ikinci güzel an. Daha önce de Ürgüplü bir ailemizin Japon gelinleri Müslüman olmuştu. Yine şimdi tamamen farklı bir ülke, farklı dil, din ve ırktan bir baba ve kızının Müslümanlığı kabullerine şahitlik ediyoruz. Diliyorum ki bundan sonraki hayatlarını Cenab-ı Allah'ın emrettiği şekilde ibadetlerini gerçekleştiren ve cenneti kazanan Müslüman müminlerden olurlar. İnanıyorum ki eşi ve oğlu da ileride Müslümanlığa geçecektir. Kendilerini kutluyorum." dedi. Başkan Yıldız, aileye yöresel kilim hediye etti. Ürgüp İlçe Müftüsü Kemal Topcu da konuşmasında "İnsan isterse hidayete erer. Ürgüplüler turistlere örnek Müslüman olsunlar. Yabancıların Müslümanlığa geçişlerinde iki unsur bulunmaktadır. Birincisi yöre Müslüman vatandaşın etkisi, diğeri ise İslam dinini sağlıklı ve bir şekilde anlatabilmek ve tanıtabilmektir." şeklinde konuştu. Topçu, baba ve kıza Kuran-ı Kerim hediye etti. İhtida merasiminde Başkan Yıldız'ın eşi Ayşe Yıldız ise Havva'nın başörtüsünü bağlamasına yardım etti. CİHAN
__________________
|
|
|
|
#7 |
|
Fedakar
Giriş tarihi: May 2009 Mesajlar: 1,000
![]() |
Ne mutlu onlara allah razı olsun
|
|
|
|
#8 |
|
Fedakar
Giriş tarihi: Nov 2008 Mesajlar: 3,047
![]() |
maşallah ne güzel.
![]() biz bu kadar içten yaşayamıyoruz
|
|
![]() |