|
![]() |
Gelişmiş Arama |
|
| Kanayan Yaramız Filistin Filistinle İlgili Tüm Paylaşımlarımızı Lütfen Buraya Yazalım... |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
Yağmuru dök gözyaşıma, bulutlar incinmesin…” ![]() Gelemedim, sesine yürek değdiremedim. Yine yağmuru dinledim ama hani olur ya belki yârdan bir haber salmıştır diye toprağıma... Söz uçmaz, kalem geçmez bir şiirin ortasındayım şimdi. Tam susuşların sahnede olduğu, yüzümü kör avluda dilsiz bir inlemeye iten o siyahın. Vicdan vicdan diye haykıran gözlerinin ablukasında, kaldım. Kırıldım. Tuz buz oldu ellerim. Dokunamadım saçlarına küçük kız!... Kelimeler ceplerimde yürüyorum. Kıyamet konulu bir gök altında, yürüyüşümü tetikliyor bir ses. Sese yürek kesiliyorum. Apansız bir çığlık oluyor gözlerim birden. Bir çocuğun duygularını masaya yatırıyorum yüreğimin mahkemesinde. Derken … Karanlık yine geceyi ve şehri büsbütün kucaklıyor. Küçük kız yine saçlarını geceye salmış, dudaklarına hüzün perdeli bir türkü tutturmuş, defterine kaderini işleme zahmetine katlanıyor. Yüreğinden esen bir hasret meltemi tek tek döküyor yapraklarını, beyaz sayfalar kılığına girmiş toprağına. Ta ki hoyrat bir füze toprakla yüz-göz olana dek. Havsalasına yürek ikizi geliyor birden. Dokuz ay damarlarında akan, sonra sol yanını bir tükenmişliğe kötürüm kılan ve ölümle yer değiştiren yürek ikizi. Bir damla vefa bırakıyor gözlerinden aşağı, düştüğü yerde bir gül peydah oluyor. Ve o gece gülün sûret-i ahvalinde asılı kalıyor . Ben bir dikene dokunuyorum, bir güle. Bir kana bulanıyorum, bir tütsüye. Bir çöle düşüyor yolum, bir zemheriye. Zıtlıklar ülkesinde gergef dokuyorum. Geceden alacaklıyım diyor küçük kız… Saçımın okşanmayan her teli için, gölgemi bulutlara salacak kadar hem de!... Gözlerinin siyahı geceyi ve sokağı işgal ediyor. Bir bakışı yeryüzüne yıldızları râm eylemeye yetiyor. Ben bakmaya korkuyorum. Belki de utanıyorum. Taşladığım yıldızların üzerine düşmüş olması ihtimalinden. Karanlığa karışıyorum. Ama karanlığı bile karıştırıyorum. Küçük kızın yüzünde aylakça geziniyorum. Görüyorum. Şehir yüzüne vurmuş, belki de şehir yüzünden ibaret. Belki de yeryüzü bütün asaletini bu yüzden almış. O gülünce bahar geliyor, kuşlar gözlerine koşuyor. O gülünce sözcükler yüzünün iskelesine şiir taşıyor. Kıskanıyor kalem bile. Ufkuna ulaşamıyor hiçbir kelime. Küçük kız şehre bir gül ekiyor o gece. Siyahî bir fidan. Yalnızlık ninnileri söylüyor ona. Birde usanmadan kanıyor. Ki biliyor, ona rengini verecek tek şeyin kurak gönlünde beslediği yağmurlar olduğunu. Ve biliyor. Bu gülünde bir gün birinin gözlerinde mutlaka solacağını. Güneşten alacaklıyım diyor küçük kız… Ebem kuşağına düşüremediğim her bakışım için, yedi kez ölecek kadar hem de!... Beyaz bir gecede esmer bir yıldızım şimdi. Kaşla göz arası bir ay ışığı kadar sıcak . Küçük kızın yüreği darağacında tutsak. Sanki dokunsam uçacak. Susma küçük kız! Daha eteğine kuşlar konacak. Kıskandırma geceyi. Daha denizler yüzünde dem bulacak. Ben satın aldım bak, doğduğun gün seni öldüren heceyi. Kıskandırma taş kalbime düşeni. Düşüreni görünce izbeler ardı olduğum gölgeni. Beni beyaz sayfaların kara lekesi kılan , sözle köz arası bir ateş kadar tutsağım sana. Onca laf yığını arasından, nereye çıkar ki bu ağıtın sonu. Söylesene? Aynı bulutun yağmurunda mı ıslandık seninle. Ondan mı her rüzgârda ağlayışımız. Ondan mı gözümüze kaçan tozlar. Sen, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı! Sabahı olmayan gecelerinin mürekkebine bulanınca kalbim, sana yazmanın zorluğu dile geliyor kalemde. Yapamıyorum. Kelimeye her hali giydiren el, sana baktıkça tereddüde yol veriyor. Çekiliyor mürekkep, denizlerin suyu gibi. Çünkü anlıyor çöl yağmuru olmak her bulutun harcı değil. İsmin mecnun halini giyiniveren kelime, iş çöle gelince Kays oluyor nedense. Sen ki, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı! Bil ki bahara yenilmedim ben. Bakma gözlerimin sarısına. Yalnız yapraklara vermedin rengini giderken, sözlerde sapsarı kesildi sen elveda derken. Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar. Galiba yanlış kıyıya vurdum, denizim olur musun rıhtımsız. Ve galiba yanlış öyküdeyim, beni yeniden yaz küçük kız. Bu masalın ağırlığı benim yüzümden. Çünkü bütün noktalama işaretlerini üzerimde taşıyorum. En çok ta üç noktadan başlıyorum söze. Sana vereceğim ahitlerime üst üste iki nokta koyuyorum. Dualarıma virgüller sıralıyorum ki hiç sonu gelmesin... Haykırışların çelme takıyor bana. Düşüyorum. Bu şehirde her yer ünlem dolu. Bende şaşıyorum aklımı. Ve anlıyorum neden bakışların hep soru işareti nakışlı? Gözlerime kara sular indi artık. İyisi mi sen üç noktamı geri ver bana....HASRET Sesin Rabbi’ne andolsun ki, Artık en sessiz yanımdan ağlıyorum sana küçük kız, en çığlık yanımdan vurulmuşken! alinti
__________________
eyvah tarafından (11.02.09 Saat 17:20) değiştirildi. |
|
|
|
#2 | |
|
Moderator
Giriş tarihi: Oct 2008 Mesajlar: 3,182
![]() |
Alıntı:
yorumsuz! ![]()
__________________
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet Altın devrini yaşıyor… Diller, sayfalar, satırlar (Ebu Leheb öldü) diyorlar: Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed; Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor! [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
#3 |
|
Fedakar
Giriş tarihi: Nov 2008 Mesajlar: 3,047
![]() |
![]() ![]() ![]()
|
|
|
|
#4 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
![]() Açmışsın kanatlarını , uçuyorsun diyardan diyara.. Ey rengini bulutlara vermiş beyaz güvercin! Ebabillerin yareni ol ve su serp gönlüme.. Bu gece uğrarsan Filistin'e selamımı söyle . Öp yerime, alnından öp, onurundan öp, şerefinden öp ! O beni tanımaz belki, sorarsa; "sağır ümmetin sağır ferdi " dersin. Başını sallayıp üzülecektir halime.. "Muhammed'in ümmeti ne halde?" diyecektir kendi kendine.. Ey diyardan diyara uçan güvercin! Bu gece konarsan Gazze'nin yüreğine ,kadınların akacak olan yaşlarını tut elinle.. Anaların feryadına koş,benim yerime. .Benim yerime öp Gazze'yi alnından ,benim yerime öp anaların rahmet saçan kokularından! Silahların altında gölgelenen çocukların seyrine dal. Diğer şehirlerin doğacak olan güneşinden bahsetme sakın! Bir kurşun da sen sıkma oyuncaklarına ! Bu gece uğrarsan Filistin'e yerlerden taş topla tek tek.. Sonra ver çocukların ellerine ve bak zalime uçan her taşa, üzerinde 'EL-KAHHAR' yazıyor mu diye ? Çocuklara bak doya doya . .Ama önce gözlerine bak.. Gözyaşları kurumuş mu? Yoksa Şehadete mi nişanlanmış bu minik gözler? Gözlerinden öp hepsini, benim yerime. Doyasıya sarıl boş kalmış ellerimin yerine.. Bu gece uğrarsan Cihat erlerine, ŞEYH YASİN 'in hatıralarını, en şerefli ölümle yolculanan mücahitlerin yüklendiği acıyı izle! Öp SABRA 'Yı alnından benim yerime. Sokaklarını gez, dolaş. .Şeyh Yasin'i bulursan yapış ellerine eteklerine benim yerime. ."Emanetine sahip çıkamadık" de, af dile suskun dilimin yerine. . Ağla , ağla çok ağla.. Ağlamayı unutan gözlerimin yerine.. Ey kapkaranlık dünyanın bembeyaz güvercini ! Hüzün Peygamberi 'nin diyarı değil miydi bu dünya? Şimdi git Kudüs'e Orda ne kadar birikmiş acı varsa topla , at yüzüne bu ümmetin.. SELAHADDİNLER GİBİ YANMASAKTA GÜLMEYİZ BU ZULME ! ... Ben hep Filistin'i seveceğim. Ben sadece Filistin için yaşayacağım bu bataklıkta ! Bu gece uğrama başka yere.. Kudüs'e git öp yerime.. Alnından öp, Onurundan , Şerefinden , Toprağından, Nurundan öp ! . . . _İnTiFaDa_ selam sana sanli kavga! ![]()
__________________
eyvah tarafından (28.12.08 Saat 15:23) değiştirildi. |
|
|
|
#5 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
![]() Yüreğini siper et. Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum” deme sakın. Göğsüne yüreğinden başka muska takanlar yorulurlar. Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var mı, ona bak. Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata dönüştüren bir iksirdir. Acıya aşık olanların “Ey tabib elden gelirse yâremi gel emleme… Yar elinden gelmedir bu yâreyi merhemleme…” diyenlerin sırrı burada yatmaktadır. Bu sırrı bulanlardan biri, s evdanın başöğretmeni öyle demiyor mu: “Ben hüzünlerin Peygamberiyim.”.. Aşk varsa eğer, sen değil dağlar sallansın. Acıyı aşkla bal eylemeye bak. Sür merhem diye yürek yaralarına, hayalinin ve umudunun kırık yerlerine, içinin Karacaahmed'e dönmüş bölgelerine. Aldırma hainlere, ihanetlere. Onlar acıyı aşka dönüştürmemiş zavallılardır. Onlar, muhteşem acılara pespaye sevinçleri tercih eden aşk sefilleridir. Unutma, bin sevincin vermediğini bir acı verir. Acını, aşkın santralinde bitimsiz bir enerjiye dönüştürmeye bak. Hatırla ki yürek yürek nükleer güç merkezidir. Seven ve inanan bir yürekle hiçbir atom santrali boy ölçüşemez. Bil ki, umuttan söz ettiğin her dem aşktan söz ediyorsunuzdur. Çünkü umut aşkın çocuğudur. Aşksız umut, plastik bebekler gibidir; oynar, eskitir ve atarsın. “Umudum tükendi” deme, doğrusunu itiraf et, aşkının tükendiğini…! Sahi, aşk tükenir mi? Evet, eğer ölümlüden, ölümlüye ve ölümlü adına ise tükenir. O, aşk suretinde görünen tutkudur. Tutku tutuklar, aşk azad eder. Bir duygunun aşk mı tutku mu olduğunu anlamak istersen, rengine bak. Rengine bak, kara sevda mı, ak sevda mı? Sevdanın karası köleleştirir, akı özgür kılar . Özgür kılan aşka muhabbet denir. Muhabbet, yüreğe düşmüş bir tohumdur; “her başka yüz dane veren yedi başak” gibi, yediverendir o. Üzerine üzerine gelen karanlığın kara yüzlü, kara vicdanlı, kara güçlerini, aşkın siperine sığınarak püskürtebilirsiniz. Onlar kaybettiler, onlar nefretin eli kanlı temsilcileri… Sen kazandın, çünkü sen aşkın cephesinde yer aldın, Aşkın ve Aşkının. Hesabını yaparken tarihi unutma, coğrafyayı unutma. Acıyı unutma, sancıyı unutma. Melekleri, Sakarya'yı, Nil'i, Tuna'yı, Fırat'ı, Dicle'yi unutma. İstanbul'un, Kahire'nin, Bağdat'ın, Şam'ın Mekke'nin çocukları olduğunu unutma. Senin kara, sarı beyaz kardeşlerin olduğunu, yüreğinin Asya, Afrika, Afrika, Avrupa, taraflarının olduğunu unutma. Fakat, hesabını yaparken kesinlikle şöyle başlamalısın: “Elde var aşk” ![]() MUSTAFA İSLAMOĞLU
__________________
|
|
|
|
#6 |
|
Sadık
Giriş tarihi: Oct 2008 Mesajlar: 430
![]() |
Onlar kaybettiler, onlar nefretin eli kanlı temsilcileri…
Sen kazandın, çünkü sen aşkın cephesinde yer aldın, Aşkın ve Aşkının... Allah razi olsun |
|
|
|
#7 |
|
Genel Yönetici
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 6,158
![]() |
BİR GÜN ![]() Sanma gitmez başımdan bu kasvetli bulutlar, şimsek olup ufukta yine çakacağım ben, Gözleri uzak yolu bekliyen Sehadete Zaferden renk alan bir gül takacağım ben! Dokunma gel başıma konan devlet kuşuna, Bırak beni götürsün bir Hak savaşına, Bir gün çıkıp hainin o mağrur dik başına, O kutlu illere şanla bakacağım ben!. Söyleyin o yurdumu çiğneyen imansıza, Değmesin o elleri perişan duran halka. Bir gün gönül kaptırıp dağ deviren bir hıza, Coşkun nehirler gibi orda akacağım ben!. Ordadır hep varlığım, beşiğim, mezarım da, Ordadır gençliğim de, aşkım da, baharım da, Hâlâ titriyor adı solgun dudaklarımda, Kendimi ateşinde bir gün yakacağım ben!.. dağ deviren bir hızla, Coşkun nehirler gibi orda akacağım ben!
__________________
|
|
|
|
#8 |
|
Moderator
Giriş tarihi: Aug 2008 Mesajlar: 5,307
![]() |
“Elde var aşk”
__________________
![]()
|
|
|
|
#9 | |
|
Moderator
Giriş tarihi: Oct 2008 Mesajlar: 3,182
![]() |
Alıntı:
![]() ![]() ![]()
__________________
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet Altın devrini yaşıyor… Diller, sayfalar, satırlar (Ebu Leheb öldü) diyorlar: Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed; Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor! [üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
#10 |
|
Moderator
Giriş tarihi: May 2008 Mesajlar: 726
![]() |
![]() ![]() kardeşlerim yüreğinize sağlık ![]() ![]() ![]() ----------- Ölümü düşünerek yatanınız var mı ? Gecenin bir vakti bomba sesiyle uyananınız ? Sizinde çiçekleriniz kanadı mı ? Babanızın elini tuttuğunuz bir anda, Babanız gözlerinizin önünde kurşunlandı mı ? Anneniz, abiniz, kardeşiniz esir alındı mı ? Umutlarınız umutsuzluğa karıştı mı ? Ya mezarlıkta yattınız mı ? Ben çok yattım ... Çünkü bizim evimizi, yurdumuzu mezarlığa çevirdiler ! Biz ölümle yatar şahadetle uyanırız ! Bizim çiçeklerimiz kanla sulandığından, kan kanarlar ... Babamı gözlerimin önünde vurdular ! Ailemi esir aldılar ! Umutlarım sanki hiç olmamıştı ! Olamazdı ... Olmamalıydı ... Çünkü ben FİLİSTİNLİYDİM ...! Huzurumuza her an kurşun sıkılır ! Konuşup haykırmaktan yorulduğumuz için; Sukutumuzla derdimizi anlatmaya çalışırız ; ANLATAMAYIZ ! Yahut biz anlatırız ama kimse anlamaz ! İşte bu çaresizlikle çömeliveririz, Yığılıveririz yerlere ... Elimize yarım asırlık bir kitap düşer .. Kitabın her sayfasında kanlarımız vardır. Dün şehit edilen Ahmed’ ler dir. Önceki gün şehid edilen Yasin’ ler dir. Ve buyarım asıra kadar böylece gider ... Sonra o kitapta göz yaşlarımız vardır ! Onurlu mücadelemiz ! Ve, asla ve asla bitmeyen, bitirilemeyen azmimiz ! Çünkü biz ELHEMDULİLLAH MÜ’MİNLERDENİZ !!! Bizim ülkemiz geniş bir hapishanedir ! Biz güneşin ışıklarını beklerken, Tankların namluları bize fener olur ! Biz semada ki kandilleri izlerken, Yaylım ateşi bize yağmur olur ! Biz ay da yıl da hüznümüz dağılmak için denize giderken, Uçaklar bize musallat olur ! Ardlarında küçücük bir kız bırakıp, Tüm aile şehid olur ! Küçük kız çığlıklar içinde dir ! Küçük kızın feryadları yeri göğü inletirken, Zalimler şampanyalar patlatır ! Yanan yürek ! Kanayan ciğer ! Paramparça olan ümitler ! Hiçbiri, hiçbir zalimin umurunda değildir ! Zira onlar zafer sarhoşluğu içindedirler !!! Burası Filistin’ dir ! Burada kan ve gözyaşı vardır ! Gasp edilen toprağın, Çalınan alın terinin adresi buradır ! Burası Filistin’ dir ! Burada yetim ve öksüz çocuklar vardır ! Karalar bağlamış anaların, Masumken tutsak edilen babaların adresi buradır ! Burası Filistin’ dir ! Taşların ağladığı, Yerin çatladığı, Semanın zulme isyandan yarıldığı yer buradır ! Burası Filistin’ dir ! Görmek isteyen görsün ! Görmezden gelmek isteyen gözlerini yumsun ! Gözlerini bu vahşete yumanlarsa; Milyar kere KAHROLSUN !!! Burada görmezden gelinmeyecek kadar büyük acılar. Zulümler, haksızlıklar var ! Buranın adı : FİLİSTİN !!! ![]()
__________________
|
|
![]() |