İslami Forum İslami Forum
Gelişmiş Arama

Anasayfa GenelForum Tanışma Multimedia Yardim Çocuk Bölümü Dini Konular
 


Geri Git   Rahmetinden BirDamLa Bizede Ayır Ya RAB! Kanayan Yaramız Filistin

Kanayan Yaramız Filistin Filistinle İlgili Tüm Paylaşımlarımızı Lütfen Buraya Yazalım...

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Eski 27.12.08, 18:52   #1
eyvah
Genel Yönetici
eyvah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 6,158
Tecrübe Puanı: 10
eyvah is on a distinguished road
Standart Yağmuru dök gözyaşıma, bulutlar incinmesin…

Yağmuru dök gözyaşıma, bulutlar incinmesin…”



Gelemedim ey çocuk!
Gelemedim, sesine yürek değdiremedim.
Yine yağmuru dinledim ama
hani olur ya belki yârdan bir haber salmıştır diye toprağıma...


Söz uçmaz, kalem geçmez bir şiirin ortasındayım şimdi. Tam susuşların sahnede olduğu,
yüzümü kör avluda dilsiz bir inlemeye iten o siyahın. Vicdan vicdan diye haykıran gözlerinin ablukasında, kaldım. Kırıldım. Tuz buz oldu ellerim.
Dokunamadım saçlarına küçük kız!...


Kelimeler ceplerimde yürüyorum.
Kıyamet konulu bir gök altında,
yürüyüşümü tetikliyor bir ses.

Sese yürek kesiliyorum.
Apansız bir çığlık oluyor gözlerim birden. Bir çocuğun duygularını masaya yatırıyorum yüreğimin mahkemesinde.
Derken … Karanlık yine geceyi ve şehri büsbütün kucaklıyor. Küçük kız yine saçlarını geceye salmış, dudaklarına hüzün perdeli bir türkü tutturmuş, defterine kaderini işleme zahmetine katlanıyor.

Yüreğinden esen bir hasret meltemi tek tek döküyor yapraklarını, beyaz sayfalar kılığına girmiş toprağına. Ta ki hoyrat bir füze toprakla yüz-göz olana dek. Havsalasına yürek ikizi geliyor birden.
Dokuz ay damarlarında akan, sonra sol yanını bir tükenmişliğe kötürüm kılan ve ölümle yer değiştiren yürek ikizi. Bir damla vefa bırakıyor gözlerinden aşağı, düştüğü yerde bir gül peydah oluyor. Ve o gece gülün sûret-i ahvalinde asılı kalıyor

. Ben bir dikene dokunuyorum, bir güle.
Bir kana bulanıyorum, bir tütsüye.
Bir çöle düşüyor yolum, bir zemheriye.

Zıtlıklar ülkesinde
gergef dokuyorum.


Geceden alacaklıyım diyor küçük kız…
Saçımın okşanmayan her teli için, gölgemi bulutlara salacak kadar hem de!...


Gözlerinin siyahı geceyi ve sokağı işgal ediyor.
Bir bakışı yeryüzüne yıldızları râm eylemeye yetiyor.
Ben bakmaya korkuyorum.
Belki de utanıyorum.

Taşladığım yıldızların üzerine düşmüş olması
ihtimalinden. Karanlığa karışıyorum.
Ama karanlığı bile karıştırıyorum.
Küçük kızın yüzünde aylakça geziniyorum.
Görüyorum. Şehir yüzüne vurmuş, belki de şehir yüzünden ibaret.
Belki de yeryüzü bütün asaletini bu yüzden almış.
O gülünce bahar geliyor, kuşlar gözlerine koşuyor.
O gülünce sözcükler yüzünün iskelesine şiir taşıyor. Kıskanıyor kalem bile.
Ufkuna ulaşamıyor hiçbir kelime.
Küçük kız şehre bir gül ekiyor o gece.
Siyahî bir fidan. Yalnızlık ninnileri söylüyor ona.
Birde usanmadan kanıyor.
Ki biliyor, ona rengini verecek tek şeyin
kurak gönlünde beslediği yağmurlar olduğunu.
Ve biliyor. Bu gülünde bir gün birinin gözlerinde
mutlaka solacağını.


Güneşten alacaklıyım diyor küçük kız…
Ebem kuşağına düşüremediğim her bakışım için,
yedi kez ölecek kadar hem de!...


Beyaz bir gecede esmer bir yıldızım şimdi.

Kaşla göz arası bir ay ışığı kadar sıcak

. Küçük kızın yüreği darağacında tutsak.
Sanki dokunsam uçacak.
Susma küçük kız!
Daha eteğine kuşlar konacak.
Kıskandırma geceyi.
Daha denizler yüzünde dem bulacak.

Ben satın aldım bak,
doğduğun gün seni öldüren heceyi.
Kıskandırma taş kalbime düşeni.
Düşüreni görünce izbeler ardı olduğum gölgeni.
Beni beyaz sayfaların kara lekesi kılan
, sözle köz arası bir ateş kadar tutsağım sana.

Onca laf yığını arasından,
nereye çıkar ki bu ağıtın sonu. Söylesene?
Aynı bulutun yağmurunda mı ıslandık seninle.
Ondan mı her rüzgârda ağlayışımız.
Ondan mı gözümüze kaçan tozlar.
Sen, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı!
Sabahı olmayan gecelerinin mürekkebine bulanınca kalbim, sana yazmanın zorluğu dile geliyor kalemde. Yapamıyorum.

Kelimeye her hali giydiren el,
sana baktıkça tereddüde yol veriyor.
Çekiliyor mürekkep, denizlerin suyu gibi.
Çünkü anlıyor çöl yağmuru olmak
her bulutun harcı değil.
İsmin mecnun halini giyiniveren kelime,
iş çöle gelince Kays oluyor nedense.


Sen ki, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı!

Bil ki bahara yenilmedim ben.
Bakma gözlerimin sarısına.
Yalnız yapraklara vermedin rengini giderken,
sözlerde sapsarı kesildi sen elveda derken.
Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar.

Galiba yanlış kıyıya vurdum,
denizim olur musun rıhtımsız.
Ve galiba yanlış öyküdeyim,
beni yeniden yaz küçük kız.
Bu masalın ağırlığı benim yüzümden.
Çünkü bütün noktalama işaretlerini
üzerimde taşıyorum.

En çok ta üç noktadan başlıyorum söze.
Sana vereceğim ahitlerime üst üste
iki nokta koyuyorum.
Dualarıma virgüller sıralıyorum ki
hiç sonu gelmesin...

Haykırışların çelme takıyor bana.
Düşüyorum.
Bu şehirde her yer ünlem dolu.

Bende şaşıyorum aklımı.
Ve anlıyorum neden bakışların
hep soru işareti nakışlı?

Gözlerime kara sular indi artık.
İyisi mi sen üç noktamı

geri ver bana....HASRET




Sesin Rabbi’ne andolsun ki,

Artık en sessiz yanımdan ağlıyorum
sana küçük kız,

en çığlık yanımdan vurulmuşken!


alinti
__________________

eyvah tarafından (11.02.09 Saat 17:20) değiştirildi.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 27.12.08, 23:35   #2
nesli01
Moderator
nesli01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 3,182
Tecrübe Puanı: 7
nesli01 is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
eyvah kullanıcısından alıntı Mesajı göster
Yağmuru dök gözyaşıma, bulutlar incinmesin…”



Gelemedim ey çocuk!
Gelemedim, sesine yürek değdiremedim.
Yine yağmuru dinledim ama
hani olur ya belki yârdan bir haber salmıştır diye toprağıma...


Söz uçmaz, kalem geçmez bir şiirin ortasındayım şimdi. Tam susuşların sahnede olduğu,
yüzümü kör avluda dilsiz bir inlemeye iten o siyahın. Vicdan vicdan diye haykıran gözlerinin ablukasında, kaldım. Kırıldım. Tuz buz oldu ellerim.
Dokunamadım saçlarına küçük kız!...


Kelimeler ceplerimde yürüyorum.
Kıyamet konulu bir gök altında,
yürüyüşümü tetikliyor bir ses.

Sese yürek kesiliyorum.
Apansız bir çığlık oluyor gözlerim birden. Bir çocuğun duygularını masaya yatırıyorum yüreğimin mahkemesinde.
Derken … Karanlık yine geceyi ve şehri büsbütün kucaklıyor. Küçük kız yine saçlarını geceye salmış, dudaklarına hüzün perdeli bir türkü tutturmuş, defterine kaderini işleme zahmetine katlanıyor.

Yüreğinden esen bir hasret meltemi tek tek döküyor yapraklarını, beyaz sayfalar kılığına girmiş toprağına. Ta ki hoyrat bir füze toprakla yüz-göz olana dek. Havsalasına yürek ikizi geliyor birden.
Dokuz ay damarlarında akan, sonra sol yanını bir tükenmişliğe kötürüm kılan ve ölümle yer değiştiren yürek ikizi. Bir damla vefa bırakıyor gözlerinden aşağı, düştüğü yerde bir gül peydah oluyor. Ve o gece gülün sûret-i ahvalinde asılı kalıyor

. Ben bir dikene dokunuyorum, bir güle.
Bir kana bulanıyorum, bir tütsüye.
Bir çöle düşüyor yolum, bir zemheriye.

Zıtlıklar ülkesinde
gergef dokuyorum.


Geceden alacaklıyım diyor küçük kız…
Saçımın okşanmayan her teli için, gölgemi bulutlara salacak kadar hem de!...


Gözlerinin siyahı geceyi ve sokağı işgal ediyor.
Bir bakışı yeryüzüne yıldızları râm eylemeye yetiyor.
Ben bakmaya korkuyorum.
Belki de utanıyorum.

Taşladığım yıldızların üzerine düşmüş olması
ihtimalinden. Karanlığa karışıyorum.
Ama karanlığı bile karıştırıyorum.
Küçük kızın yüzünde aylakça geziniyorum.
Görüyorum. Şehir yüzüne vurmuş, belki de şehir yüzünden ibaret.
Belki de yeryüzü bütün asaletini bu yüzden almış.
O gülünce bahar geliyor, kuşlar gözlerine koşuyor.
O gülünce sözcükler yüzünün iskelesine şiir taşıyor. Kıskanıyor kalem bile.
Ufkuna ulaşamıyor hiçbir kelime.
Küçük kız şehre bir gül ekiyor o gece.
Siyahî bir fidan. Yalnızlık ninnileri söylüyor ona.
Birde usanmadan kanıyor.
Ki biliyor, ona rengini verecek tek şeyin
kurak gönlünde beslediği yağmurlar olduğunu.
Ve biliyor. Bu gülünde bir gün birinin gözlerinde
mutlaka solacağını.


Güneşten alacaklıyım diyor küçük kız…
Ebem kuşağına düşüremediğim her bakışım için,
yedi kez ölecek kadar hem de!...


Beyaz bir gecede esmer bir yıldızım şimdi.

Kaşla göz arası bir ay ışığı kadar sıcak

. Küçük kızın yüreği darağacında tutsak.
Sanki dokunsam uçacak.
Susma küçük kız!
Daha eteğine kuşlar konacak.
Kıskandırma geceyi.
Daha denizler yüzünde dem bulacak.

Ben satın aldım bak,
doğduğun gün seni öldüren heceyi.
Kıskandırma taş kalbime düşeni.
Düşüreni görünce izbeler ardı olduğum gölgeni.
Beni beyaz sayfaların kara lekesi kılan
, sözle köz arası bir ateş kadar tutsağım sana.

Onca laf yığını arasından,
nereye çıkar ki bu ağıtın sonu. Söylesene?
Aynı bulutun yağmurunda mı ıslandık seninle.
Ondan mı her rüzgârda ağlayışımız.
Ondan mı gözümüze kaçan tozlar.
Sen, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı!
Sabahı olmayan gecelerinin mürekkebine bulanınca kalbim, sana yazmanın zorluğu dile geliyor kalemde. Yapamıyorum.

Kelimeye her hali giydiren el,
sana baktıkça tereddüde yol veriyor.
Çekiliyor mürekkep, denizlerin suyu gibi.
Çünkü anlıyor çöl yağmuru olmak
her bulutun harcı değil.
İsmin mecnun halini giyiniveren kelime,
iş çöle gelince Kays oluyor nedense.


Sen ki, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı!

Bil ki bahara yenilmedim ben.
Bakma gözlerimin sarısına.
Yalnız yapraklara vermedin rengini giderken,
sözlerde sapsarı kesildi sen elveda derken.
Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar.

Galiba yanlış kıyıya vurdum,
denizim olur musun rıhtımsız.
Ve galiba yanlış öyküdeyim,
beni yeniden yaz küçük kız.
Bu masalın ağırlığı benim yüzümden.
Çünkü bütün noktalama işaretlerini
üzerimde taşıyorum.

En çok ta üç noktadan başlıyorum söze.
Sana vereceğim ahitlerime üst üste
iki nokta koyuyorum.
Dualarıma virgüller sıralıyorum ki
hiç sonu gelmesin...

Haykırışların çelme takıyor bana.
Düşüyorum.
Bu şehirde her yer ünlem dolu.

Bende şaşıyorum aklımı.
Ve anlıyorum neden bakışların
hep soru işareti nakışlı?

Gözlerime kara sular indi artık.
İyisi mi sen üç noktamı

geri ver bana....HASRET




Sesin Rabbi’ne andolsun ki,

Artık en sessiz yanımdan ağlıyorum
sana küçük kız,

en çığlık yanımdan vurulmuşken!

yorumsuz!


__________________
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor…
Diller, sayfalar, satırlar
(Ebu Leheb öldü) diyorlar:
Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;
Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...]
  Alıntı ile Cevapla
Eski 28.12.08, 08:26   #3
Zeyneb
Fedakar
Zeyneb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 3,047
Tecrübe Puanı: 7
Zeyneb is on a distinguished road
Standart

  Alıntı ile Cevapla
Eski 28.12.08, 15:20   #4
eyvah
Genel Yönetici
eyvah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 6,158
Tecrübe Puanı: 10
eyvah is on a distinguished road
Standart





Açmışsın kanatlarını , uçuyorsun diyardan diyara..
Ey rengini bulutlara vermiş beyaz güvercin!
Ebabillerin yareni ol ve su serp gönlüme..

Bu gece uğrarsan Filistin'e selamımı söyle .
Öp yerime,
alnından öp,
onurundan öp,
şerefinden öp !
O beni tanımaz belki, sorarsa;
"sağır ümmetin sağır ferdi " dersin.

Başını sallayıp üzülecektir halime..
"Muhammed'in ümmeti ne halde?"
diyecektir kendi kendine..

Ey diyardan diyara uçan güvercin!
Bu gece konarsan Gazze'nin yüreğine
,kadınların akacak olan yaşlarını tut elinle..
Anaların feryadına koş,benim yerime.

.Benim yerime öp Gazze'yi alnından
,benim yerime öp anaların
rahmet saçan kokularından!

Silahların altında gölgelenen çocukların
seyrine dal.

Diğer şehirlerin doğacak olan güneşinden
bahsetme sakın!
Bir kurşun da sen sıkma oyuncaklarına !

Bu gece uğrarsan Filistin'e yerlerden
taş topla tek tek..
Sonra ver çocukların ellerine ve bak
zalime uçan her taşa,
üzerinde 'EL-KAHHAR' yazıyor mu diye ?

Çocuklara bak doya doya .
.Ama önce gözlerine bak..
Gözyaşları kurumuş mu?
Yoksa Şehadete mi nişanlanmış bu minik gözler?
Gözlerinden öp hepsini, benim yerime.
Doyasıya sarıl boş kalmış ellerimin yerine..

Bu gece uğrarsan Cihat erlerine,
ŞEYH YASİN 'in hatıralarını, en şerefli ölümle
yolculanan mücahitlerin yüklendiği acıyı izle!

Öp SABRA 'Yı alnından benim yerime.
Sokaklarını gez,
dolaş.
.Şeyh Yasin'i bulursan yapış ellerine
eteklerine benim yerime.
."Emanetine sahip çıkamadık" de,
af dile suskun dilimin yerine.
.
Ağla , ağla çok ağla..
Ağlamayı unutan gözlerimin yerine..

Ey kapkaranlık dünyanın bembeyaz güvercini !
Hüzün Peygamberi 'nin diyarı değil miydi bu dünya?
Şimdi git Kudüs'e Orda ne kadar birikmiş acı varsa topla ,

at yüzüne bu ümmetin..


SELAHADDİNLER GİBİ YANMASAKTA GÜLMEYİZ BU ZULME !
...

Ben hep Filistin'i seveceğim.
Ben sadece Filistin için yaşayacağım bu bataklıkta !


Bu gece uğrama başka yere..
Kudüs'e git öp yerime..
Alnından öp,
Onurundan ,
Şerefinden ,
Toprağından,
Nurundan öp !
.
.
.
_İnTiFaDa_
selam sana sanli kavga!

__________________

eyvah tarafından (28.12.08 Saat 15:23) değiştirildi.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 30.12.08, 09:11   #5
eyvah
Genel Yönetici
eyvah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 6,158
Tecrübe Puanı: 10
eyvah is on a distinguished road
Standart







Yüreğini siper et.

Güvenlik içerisinde olursun.
“Yoruldum” deme sakın.
Göğsüne yüreğinden başka

muska takanlar yorulurlar.
Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi
yüreğini sıktığında,



aşk var mı, ona bak.
Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin.
Çünkü aşk,
acıyı hayata dönüştüren bir iksirdir.
Acıya aşık olanların
“Ey tabib elden gelirse yâremi gel emleme…
Yar elinden gelmedir bu yâreyi merhemleme…
diyenlerin sırrı burada yatmaktadır.
Bu sırrı bulanlardan biri, s
evdanın başöğretmeni öyle demiyor mu:



“Ben hüzünlerin Peygamberiyim.”..

Aşk varsa eğer,

sen değil dağlar sallansın.
Acıyı aşkla bal eylemeye bak.

Sür merhem diye yürek yaralarına,

hayalinin ve umudunun kırık yerlerine,

içinin Karacaahmed'e dönmüş bölgelerine.
Aldırma hainlere, ihanetlere.
Onlar acıyı aşka dönüştürmemiş zavallılardır.

Onlar, muhteşem acılara pespaye sevinçleri tercih eden
aşk sefilleridir.
Unutma,

bin sevincin vermediğini bir acı verir.
Acını, aşkın santralinde bitimsiz bir enerjiye dönüştürmeye bak. Hatırla ki yürek yürek nükleer güç merkezidir.
Seven ve inanan bir yürekle hiçbir atom
santrali boy ölçüşemez.
Bil ki,

umuttan söz ettiğin her dem aşktan
söz ediyorsunuzdur.
Çünkü umut aşkın çocuğudur.

Aşksız umut, plastik bebekler gibidir;

oynar, eskitir ve atarsın.
“Umudum tükendi” deme,

doğrusunu itiraf et,
aşkının tükendiğini…!
Sahi, aşk tükenir mi?

Evet, eğer ölümlüden,
ölümlüye ve ölümlü adına ise tükenir.
O, aşk suretinde görünen tutkudur.
Tutku tutuklar, aşk azad eder.
Bir duygunun aşk mı tutku mu
olduğunu anlamak istersen, rengine bak.
Rengine bak, kara sevda mı, ak sevda mı?
Sevdanın karası köleleştirir, akı özgür kılar
. Özgür kılan aşka muhabbet denir.
Muhabbet, yüreğe düşmüş bir tohumdur;

“her başka yüz dane veren yedi başak” gibi,
yediverendir o.
Üzerine üzerine gelen karanlığın kara yüzlü,
kara vicdanlı, kara güçlerini,

aşkın siperine sığınarak püskürtebilirsiniz.

Onlar kaybettiler, onlar nefretin eli kanlı temsilcileri…


Sen kazandın, çünkü sen aşkın cephesinde yer aldın,
Aşkın ve Aşkının.

Hesabını yaparken tarihi unutma,

coğrafyayı unutma.
Acıyı unutma,

sancıyı unutma.
Melekleri, Sakarya'yı,
Nil'i, Tuna'yı, Fırat'ı, Dicle'yi unutma.
İstanbul'un, Kahire'nin,
Bağdat'ın, Şam'ın Mekke'nin çocukları olduğunu unutma.
Senin kara, sarı beyaz kardeşlerin olduğunu,

yüreğinin Asya, Afrika, Afrika, Avrupa,

taraflarının olduğunu unutma.

Fakat, hesabını yaparken kesinlikle şöyle başlamalısın:

“Elde var aşk”




MUSTAFA İSLAMOĞLU
__________________
  Alıntı ile Cevapla
Eski 30.12.08, 12:00   #6
cemre
Sadık
cemre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 430
Tecrübe Puanı: 4
cemre is on a distinguished road
Standart

Onlar kaybettiler, onlar nefretin eli kanlı temsilcileri…


Sen kazandın,
çünkü sen aşkın cephesinde yer aldın,
Aşkın ve Aşkının...

Allah razi olsun
  Alıntı ile Cevapla
Eski 31.12.08, 01:07   #7
eyvah
Genel Yönetici
eyvah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 6,158
Tecrübe Puanı: 10
eyvah is on a distinguished road
Standart

BİR GÜN




Sanma gitmez başımdan
bu kasvetli bulutlar,
şimsek olup ufukta yine
çakacağım ben,
Gözleri uzak yolu
bekliyen Sehadete
Zaferden renk alan
bir gül takacağım ben!

Dokunma gel
başıma konan devlet kuşuna,
Bırak beni götürsün
bir Hak savaşına,

Bir gün çıkıp hainin o mağrur
dik başına,
O kutlu illere
şanla bakacağım ben!.

Söyleyin o yurdumu
çiğneyen imansıza,
Değmesin o elleri
perişan duran halka.
Bir gün gönül kaptırıp
dağ deviren bir hıza,
Coşkun nehirler gibi
orda akacağım ben!.

Ordadır hep varlığım,
beşiğim,
mezarım da,
Ordadır gençliğim de,
aşkım da,
baharım da,

Hâlâ titriyor adı
solgun dudaklarımda,
Kendimi ateşinde
bir gün yakacağım ben!..

dağ deviren bir hızla,
Coşkun nehirler gibi
orda akacağım ben!

__________________
  Alıntı ile Cevapla
Eski 31.12.08, 09:00   #8
ferhat
Moderator
ferhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 5,307
Tecrübe Puanı: 9
ferhat is on a distinguished road
Standart

“Elde var aşk”
__________________
  Alıntı ile Cevapla
Eski 31.12.08, 10:45   #9
nesli01
Moderator
nesli01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 3,182
Tecrübe Puanı: 7
nesli01 is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
eyvah kullanıcısından alıntı Mesajı göster
BİR GÜN




Sanma gitmez başımdan
bu kasvetli bulutlar,
şimsek olup ufukta yine
çakacağım ben,
Gözleri uzak yolu
bekliyen Sehadete
Zaferden renk alan
bir gül takacağım ben!

Dokunma gel
başıma konan devlet kuşuna,
Bırak beni götürsün
bir Hak savaşına,

Bir gün çıkıp hainin o mağrur
dik başına,
O kutlu illere
şanla bakacağım ben!.

Söyleyin o yurdumu
çiğneyen imansıza,
Değmesin o elleri
perişan duran halka.
Bir gün gönül kaptırıp
dağ deviren bir hıza,
Coşkun nehirler gibi
orda akacağım ben!.

Ordadır hep varlığım,
beşiğim,
mezarım da,
Ordadır gençliğim de,
aşkım da,
baharım da,

Hâlâ titriyor adı
solgun dudaklarımda,
Kendimi ateşinde
bir gün yakacağım ben!..

dağ deviren bir hızla,
Coşkun nehirler gibi
orda akacağım ben!

__________________
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor…
Diller, sayfalar, satırlar
(Ebu Leheb öldü) diyorlar:
Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;
Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!
[üzgünüm linki sadece ÜYELER göre bilir. Üye Olmak İçin TIKLAYIN...]
  Alıntı ile Cevapla
Eski 05.01.09, 07:22   #10
Süeda_Nur
Moderator
Süeda_Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Giriş tarihi: May 2008
Mesajlar: 726
Tecrübe Puanı: 4
Süeda_Nur is on a distinguished road
Standart

kardeşlerim yüreğinize sağlık

-----------


Ölümü düşünerek yatanınız var mı ?
Gecenin bir vakti bomba sesiyle uyananınız ?
Sizinde çiçekleriniz kanadı mı ?
Babanızın elini tuttuğunuz bir anda,
Babanız gözlerinizin önünde kurşunlandı mı ?
Anneniz, abiniz, kardeşiniz esir alındı mı ?
Umutlarınız umutsuzluğa karıştı mı ?
Ya mezarlıkta yattınız mı ?
Ben çok yattım ...
Çünkü bizim evimizi, yurdumuzu mezarlığa çevirdiler !
Biz ölümle yatar şahadetle uyanırız !
Bizim çiçeklerimiz kanla sulandığından, kan kanarlar ...
Babamı gözlerimin önünde vurdular !
Ailemi esir aldılar !
Umutlarım sanki hiç olmamıştı !
Olamazdı ... Olmamalıydı ...
Çünkü ben FİLİSTİNLİYDİM ...!

Huzurumuza her an kurşun sıkılır !
Konuşup haykırmaktan yorulduğumuz için;
Sukutumuzla derdimizi anlatmaya çalışırız ;
ANLATAMAYIZ !
Yahut biz anlatırız ama kimse anlamaz !
İşte bu çaresizlikle çömeliveririz,
Yığılıveririz yerlere ...
Elimize yarım asırlık bir kitap düşer ..
Kitabın her sayfasında kanlarımız vardır.
Dün şehit edilen Ahmed’ ler dir.
Önceki gün şehid edilen Yasin’ ler dir.
Ve buyarım asıra kadar böylece gider ...
Sonra o kitapta göz yaşlarımız vardır !
Onurlu mücadelemiz !
Ve, asla ve asla bitmeyen, bitirilemeyen azmimiz !
Çünkü biz ELHEMDULİLLAH MÜ’MİNLERDENİZ !!!

Bizim ülkemiz geniş bir hapishanedir !
Biz güneşin ışıklarını beklerken,
Tankların namluları bize fener olur !
Biz semada ki kandilleri izlerken,
Yaylım ateşi bize yağmur olur !
Biz ay da yıl da hüznümüz dağılmak için denize giderken,
Uçaklar bize musallat olur !
Ardlarında küçücük bir kız bırakıp,
Tüm aile şehid olur !
Küçük kız çığlıklar içinde dir !
Küçük kızın feryadları yeri göğü inletirken,
Zalimler şampanyalar patlatır !
Yanan yürek !
Kanayan ciğer !
Paramparça olan ümitler !
Hiçbiri, hiçbir zalimin umurunda değildir !
Zira onlar zafer sarhoşluğu içindedirler !!!

Burası Filistin’ dir !
Burada kan ve gözyaşı vardır !
Gasp edilen toprağın,
Çalınan alın terinin adresi buradır !
Burası Filistin’ dir !
Burada yetim ve öksüz çocuklar vardır !
Karalar bağlamış anaların,
Masumken tutsak edilen babaların adresi buradır !
Burası Filistin’ dir !
Taşların ağladığı,
Yerin çatladığı,
Semanın zulme isyandan yarıldığı yer buradır !
Burası Filistin’ dir !
Görmek isteyen görsün !
Görmezden gelmek isteyen gözlerini yumsun !
Gözlerini bu vahşete yumanlarsa;
Milyar kere KAHROLSUN !!!
Burada görmezden gelinmeyecek kadar büyük acılar.
Zulümler, haksızlıklar var !
Buranın adı : FİLİSTİN !!!

__________________
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Q7Works
Style Design Milon4

mp3 indir youtube video izle
haberler-film izle
86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 160 162 163 164 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 220 221