Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: HZ. MUS'AB İBNİ UMEYR (r.anh)  (Okunma Sayısı 125 defa)
Meryema
Moderator grup
damla5
***

Karma: +7/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 314


GeRiLLa


Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 14, 2008, 09:29:45 ÖS »

HZ. MUS'AB İBNİ UMEYR (r.anh)


Ashab-ı kirâm'ın ileri gelenlerinden Künyesi Ebâ Muhammed'tir. Mekke'nin zengin ailelerinden olup, yakışıklı ve güzel giyinen bir gençti. Anne ve babası onun üzerine titrerdi. Özellikle, Mekke'nin en zenginlerinden sayılan annesi, oğluna güzel elbiseler giydirir ve güzel kokular sürerdi. Mekkeliler de onu hayranlıkla seyrederlerdi. Bir defasında Hz. Peygamber de onun hakkında şöyle buyurmuştu: "Mekke'de Mus'ab b. Umeyr'den daha güzel giyinen, daha yakışıklı ve nimetler içinde yüzen başka bir genç görmedim" (İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ, Beyrut 1960, III, 116).


Mus'ab, Mekke'de o günün şartlarına göre zenginlik ve ihtişam içinde yaşarken, Hz. Peygamber(s.a.s)'in insanları islâm'a davet ettiğini öğrendi. Fazla vakit kaybetmeden Hz. Peygamber'e giderek iman edip müslüman oldu. O sırada Mekkeliler, müslümanlara yoğun bir baskı uyguladığından, Hz. Mus'ab müslüman olduğunu ailesinden gizlemek zorunda kalmıştı. Ama o, Peygamberimizi gizlice ziyaret etmeyi de ihmal etmezdi. Ne var ki Osman b. Talha, Mus'ab'ın namaz kıldığını görüp durumu annesi ile akrabalarına bildirmişti. Bunun üzerine akrabaları yakalayıp hapsettiler. Mekke'nin bu nazlı ve zengin genci için artık çile dolu zor günler başlamıştı.


Habeşistan'a hicret eden ilk kafileye katılıncaya kadar hapiste tutulan Hz. Mus'ab, hicret imkanı çıkınca, dinini daha rahat bir şekilde yaşayabilmek için Habeşistan'a hicret etti. Habeşistan dönüsünde Hz. Mus'ab'ın durumu tamamen değişmiş ve bu nazlı delikanlının yerini, kalbi islam ve imanla dopdolu iradesi güçlü kuvvetli, metin bir genç almıştı. Annesi ondaki bu kararlılık ve metaneti görünce, üzerindeki baskısını biraz hafifletmek zorunda kaldı.


Bu sırada Birinci Akabe Beyati olmuş ve Medinelilerden bir grup islâm'ı kabullenmişti. Kendilerine islâm'ı anlatmak ve diğerlerine de tebliğ yapmak için Rasulullah'tan bir öğretici istediler. Hz. Peygamber de bu önemli görev için Hz. Mus'ab b. Umeyr'i görevlendirdi. Hz. Mus'ab onlara hem namaz kıldıracak, hem Kur'an öğretecek, hem de diğer insanlara islâm'ı anlatacaktı ve yeni kimseleri islâm'a davet edecekti.


Böylece Medine'ye ilk hicret eden sahabi Mus'ab b. Umeyr oluyordu. Medine'de ilk cuma namazını da Mus'ab b. Umeyr kıldırdığı kaynaklarda ifade edilir (İbn Sa'd, a.g.e., III, 118).


Bir yıl sonra Mekke'ye, hac mevsiminde yanında yetmiş kişi ile gelen Mus'ab b. Umeyr, Hz. Peygamber (s.a.s)'e islâm'ın Medine'deki hızlı yayılışının müjdesini verirken şöyle demişti: "İslâm'ın girmediği ve konuşulmadığı ev kalmadı." Başta Hz. Peygamber olmak üzere bütün müslümanlar bu habere çok sevindiler. Oğlunun Mekke'ye döndüğünü haber alan annesi onu tekrar hapsetmek istedi. Ancak Mus'ab bütün bunlara karşı olgun bir müslüman tavrını takınarak imanında direndi ve annesini bundan vazgeçirdi. Onun annesini islâm'a daveti bir sonuç vermediği gibi annesi de Mus'ab'ı yolundan döndürememişti.


Hz. Peygamber (s.a.s)'in yanında iki ay kadar kalan Mus'ab b. Umeyr, Hicretten on iki gün önce Medine'ye vardı. Hz. Peygamber (s.a.s) onu Sa'd b. Ebî Vakkas (r.a) ve Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a) ile kardeş ilan etmişti (İbn Sa'd a.g.e., III, 120).


Bedir savaşında muhacirlerin sancağı onun elindeydi. "Rasûlullah'ın bayraktarı" olarak ün yapmıştı. Uhud savaşında da sancak yine onun elindeydi. Savaş esnasında müslümanların gerilediğini gören Mus'ab b. Umeyr, atını sağa sola doğru sürüyor ve yüksek sesle şu ayeti okuyordu: "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce birçok peygamberler gelip geçmiştir" (Ali imrân, 3/144). Bu ayetin Uhud gününe kadar nazil olmadığı ve o gün giderildiği rivayeti, Hz. Mus'ab'ın Allah katındaki değerini ifade eder (İbn Sa'd, a.g.e., III,120,121). Uhud Gazvesinde islâm ordusunun sancağını taşıyan Mus'ab b. Umeyr'in önce sağ kolu kesildi. Hemen sancağı sol eline alarak savaşa devam etti. Fakat ardından sol eli de kesildi. Bu defa vücuduyla sancağa sımsıkı sarıldı ve yukarıdaki ayeti okumaya devam etti. Sonunda müşriklerin bir mızrak darbesiyle şehid oldu. Sancağı hemen Suveybit b. Sa'd ve Ebû'r-Rûm b. Umeyr adlı sahabiler aldılar.


Hz. Mus'ab şehid olarak yerde yatarken, günün sonlarına doğru, Hz. Peygamber (s.a.s) Mus'ab'ı elinde sancakla gördü ve "ileriye git ey Mus'ab!" diye emretti. Fakat o kişi geri dönerek "Ben Mus'ab değilim" deyince Hz. Peygamber onun Mus'ab kılığında savaşan Allah'ın meleklerinden biri olduğunu anladı (İbn Sa'd, a.g.e., II, 121).


Uhud savaşında Ashab-ı kiram'ın ileri gelenlerinden birçok kimse şehid oldu. Hz. Mus'ab b. Umeyr de şehidler arasındaydı. Hz. Peygamber (s.a.s)'in ne kadar üzüntülü olduğu yüzünden okunuyordu. Mus'ab'ın mübarek na'şının başucunda oturarak, Uhud şehidleri hakkında nazil olduğu bildirilen şu ayeti okudu: "Mü'minlerden öyle er kişiler vardır ki, Allah'a verdikleri sözde sadakat ettiler. Kimi adağını ödedi şehid oldu. Kimi de (şehid olmayı) bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler" (el-Ahzab 33/23). Sonra Hz. Peygamber diğer sahabilere, şehidlere yaklaşıp selam vermelerini söyledi ve verilen selamların şehidler tarafından alınacağını ifade etti (İbn Sa'd, a.g.e., III, 121).


Hz. Mus'ab şehid edildiğinde kırk yaşlarında idi. Bir zamanlar zenginlik ve refah içinde yaşayan bu değerli insanı kefenleyecek bir örtü dahi bulunamamıştı. Hz. Peygamber, yanına geldiğinde Mus'ab b. Umeyr eski bir hırkanın içinde saçları dağılmış, vücudu ise kılıç ve mızrak darbeleriyle parçalanmış bir durumda yatıyordu. Hz. Peygamber üzüntülü bir halde şunları söyledi: "Seni Mekke'de gördüğümde, senden daha güzel giyinen, senden daha yakışıklı kimse yoktu. Şimdi ise, kefen olarak sarılmış hırkadan başın dışarıda kalıyor." Sonra onun için de bir kabir açtılar ve o mübarek sahabiyi de Uhud şehidleri arasına defnettiler.


Allah yolunda canını feda eden bu aziz şehid sahabı için Ashab-ı Kiram'dan Habbab (r.a) şunları anlatıyor: "Biz Hz. Peygamberle birlikte Medine'ye yalnız Allah rızası için hicret ettik. Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz. Arkadaşlarımız arasında bu nimetlerden tatmadan âhirete gidenler vardır ki Mus'ab b. Umeyr bunlardan biridir. O Uhud günü şehid olmuştu da, kendisini saracak bir kefen dahi bulamamıştık. Yalnız şehidin bir kaftanını bulmuş ve bu aziz şehidi ona sarmaya çalışmıştık. Ancak başını örterken ayakları açılıyor, ayaklarını kapatırken de başı açığa çıkıyordu. Bu yoksulluk karşısında Hz. Peygamber bize şehidin başını örtmemizi ve ayaklarının üstüne de ızhîr denilen kokulu ottan koymamızı emretti" (Buharî, Cenâiz 27; İbn Sa'd, a.g.e., III, 121).
Logged



Mevziden mevziye fırlayan canını ALLAH'a adayan
Ha GeRiLLa
eyvah
Genel Yönetici
damla5
*****

Karma: +61/-19
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1230


yaşamam da,ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Mayıs 15, 2008, 12:30:39 ÖÖ »


 Allah Râzı Olsun kardesim


 Cool

Ya Mus'ab!
Dünyanın bütün güzelliklerini ittin elinin tersiyle.
Gerçek güzelliğe kucak açtın

...selam sana!  Cool


Mekkeli zengin bir ailedendi.
Müslüman olunca, başına ne hadiseler geldi.
Allah(cc) ona, büyük bir azim ve cesaret verdi.
İnancına olan bağlılığı, müşriklerin kalbini deldi.

Ailesi onu, İslam’a girdi diye, evlatlıktan reddetti.
O yinede, bütün zorluklara karşı, İslam’ı tercih etti.
Elindeki maddi imkânları, elbette İslam için terk etti.
Küfür seli karşısında, vücuduyla dağ gibi bir setti.

Uhud savaşında, İslam sancağını daima elinde taşıdı.
Onun kahramanlığına, müşrikler dahi çok şaşırdı.
Resulullah ’ın (asm) yanından hiç bir zaman ayrılmadı.
Müşrik ibni Kamia, Muhammed(asm) üzerine saldırdı.

Musab(ra) derhal, ibni Kamia müşriğinin karşısına çıktı.
Hain müşrik kılıç darbesiyle, Musab’ın(ra) sağ kolunu aldı.
Musab(ra) sol eliyle, İslam’ın yüce sancağını düşürmeden kaptı.
Kahramanlığıyla, fani vücudunu, Resulullaha siper yaptı.

Musab’ın(ra) sol kolu da, düşmanının kılıç darbesiyle kesildi.
O sancağı yere düşürmemek için, fedakâr ve azimliydi.
Sancağı göğsüne dişleriyle bastırıp, azmini gerçekleştirdi.
Müşrik tekrar haince, bir mızrakla onun vücudunu deldi.

Kahraman sahabe, kanlar içinde şahadet şerbetini içti.
Mübarek insan, zırh giyince yüce Resule(asm) çok benzerdi.
Peygamberimizi öldürdüklerini sanıp, düşmanları sevindi.
Kâinatın efendisi, İslam sancağını Hazreti Ali’ye (kv) verdi.

Allah’ın(cc) fermanından, şehidler için müjdeli haberler aldılar.
Şehitlerin ölmediğini, şehid olarak dirileceklerini anladılar.
Müslümanları öldürmekle, islamı söndürdüklerini sandılar.
Allah(cc) Kuran’ın koruyucusu, inkârcılar hep yanıldılar.


Musab’ı(ra) defnetmek için, kefene benzer bir şey bulamadılar.

Vücudunu onun kanlı kaftanıyla, ayaklarını otlarla kapattılar.


İslam’ın şanlı kahramanları, bizlere ibret kapılarını böyle açtılar.
Kanlarıyla, canlarıyla tarih yazarak, İslam’ı bugünlere taşıdılar.


Rabbim, hepimize bu güzel iman yolunu  nasip eylesin...

ve sefaatlerine nail eylesin .... Cool

 
Logged

ummandan_inciler
Moderator grup
damla6
***

Karma: +36/-20
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1277


Rabbim Sana Meryem’in Temizlğiyle Gelmek İstiyorum


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Mayıs 15, 2008, 05:08:19 ÖS »

Allah razı olsun..
Logged



İçimdeki Yangından Haberdar Mısınız?

Kapatsam Gözlerimi Görür Müsünüz?

Bir Feryad Sardı Cihanı Aldı Gidiyor

Anlatsam Beni Anlar Mısınız?

Ağlar Mısınız?
ozledimresulu
damla5
****

Karma: +44/-47
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 769


Try Not to Cry


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Mayıs 15, 2008, 05:54:44 ÖS »

  Allah Râzı Olsun
Logged

ona aşık olan yanar kül olur
deryasına dalan erir kaybolur
muhammede giden mevlayı bulur
özledim Resulu  gönül yanıyor


Meryema
Moderator grup
damla5
***

Karma: +7/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 314


GeRiLLa


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Mayıs 16, 2008, 01:22:09 ÖÖ »

Cümlemizden inşaAllah değerli yorumlarınız için sağolun
Logged



Mevziden mevziye fırlayan canını ALLAH'a adayan
Ha GeRiLLa
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: