Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: İŞTE ZAMANIN ALİMİ BEDIUZZAMAN SAID NURSI..!!  (Okunma Sayısı 728 defa)
Süeda_Nur
Yönetici
damla4
*****

Karma: +18/-1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 154



Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 10, 2008, 09:56:45 ÖS »

""Bana izdirap veren, yalniz Islam'in maruz kaldigi tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler haricten gelirdi; onun icin mukavemet kolaydi. Simdi tehlike iceriden geliyor. Kurt govdenin icine girdi. Simdi mukavemet guclesti. Korkarim ki cemiyetin bunyesi buna dayanamaz. Cunku dusmani sezmez.

Can damarini koparan, kanini icen en buyuk hasmini dost zanneder. Cemiyetin basiret gozu boyle korlesirse iman kalesi tehlikededir. Iste benim izdirabim, yegane izdirabim budur. Yoksa sahsimin maruz kaldigi zahmet ve mesakkatleri dusunmege bile vaktim yoktur. Keske bunun bin misli mesakkate maruz kalsam da iman kalesinin istikbali selamette olsa.

Dunya, buyuk bir manevi buhran geciriyor. Manevi temelleri sarsilan garp cemiyeti icinde dogan bir hastalik, bir veba, bir taun felaketi gittikce yeryuzune dagiliyor. Bu muthis sari illete karsi Islam cemiyeti ne gibi carelerle karsi koyacak?
Garbin curumus, kokmus, tefessuh etmis batil formulleriyle mi?
Yoksa Islam cemiyetinin ter u taze iman esaslariyla mi? Buyuk kafalari gaflet icinde goruyorum. Iman kalesini kufrun curuk direkleri tutamaz. Onun icin ben yalniz iman uzerine mesaimi teksif etmis bulunuyorum.

 Risale-i Nuru anlamiyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar. Beni skolastik batakligi icinde saplanmis bir medrese hocasi zannediyorlar. Ben, butun musbet ilimlerle, asr-i hazir fen ve felsefesiyle mesgul oldum.
Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hatta bu hususta bazi eserler te'lif eyledim. Fakat ben oyle mantik oyunlari bilmiyorum. Felsefe duzenbazliklarina da kulak vermem. Ben cemiyetin ic hayatini, manevi varligini, vicdan ve imanini terennum ediyorum Yalniz Kur'an'in tesis ettigi tevhid ve iman esasi uzerinde isliyorum?ki Islam cemiyetinin ana diregi budur.

Bu sarsildigi gun cemiyet yoktur.
Bana, "sen suna buna nicin satastin?" diyorlar. Farkinda degilim. Karsimda muthis bir yangin var. Alevleri goklere yukseliyor. Icinde evladim yaniyor, imanim tutusmus yaniyor. O yangini sondurmeye, imanimi kurtarmaya kosuyorum. Yolda beni biri kosteklemek istemis de ayagim ona carpmis. Ne ehemmiyeti var? O muthis yangin karsisinda bu kucuk mesele bir kiymet ifade eder mi? Dar dusunceler! Dar gorusler!

Beni nefsini kurtarmayi dusunen hodgam bir adam mi zannediyorlar? Ben cemiyetin imanini kurtarmak yolunda dunyami da feda ettim, ahiretimi de. Seksen kusur senelik butun hayatimda dunya zevki namina birsey bilmiyorum. Butun omrum harp meydanlarinda, esaret zindanlarinda, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemerinde gecti. Cekmedigim cefa, gormedigim eza kalmadi.

Divan-i harplerde bir cani gibi muamele gordum; bir serseri gibi memleket memleket surgune yollandim. Memleket zindanlarinda aylarca ihtilattan menedildim. Defalarca zehirlendim. Turlu turlu hakaretlere maruz kaldim.

Zaman oldu ki hayattan bin defa ziyade olumu tercih ettim. Eger dinim beni intihardan menetmeseydi, belki bugun Said curumus gitmisti. Benim fitratim zillet ve hakarete tahammul etmez. Izzet ve sehamet-i Islamiyye beni bu halde olmaktan siddetle meneder. Boyle bir vaziyete dusunce, karsimda kim olursa olsun, isterse en zalim bir cebbar, en hunhar bir dusman kumandani olsa tezellul etmem.

Zulmunu, hunharligini onun suratina carparim. Beni zindana atar, yahut idam sehpasina goturur?hic ehemmiyeti yoktur. -Nitekim oyle oldu- Bunlarin hepsini gordum. Birkac dakika daha o hunhar kumandanin kalbi, vicdani zulumkarliga dayanabilseydi Said bugun asilmis ve masumlar zumresine iltihak etmis olacakti. Iste benim butun hayatim boyle zahmet ve mesakkatle , felaket ve musibetle gecti. Cemiyetin imani, saadet ve selameti yolunda nefsimi, dunyami feda ettim. Helal olsun. Onlara beddua bile etmiyorum.

Cunku, bu sayede Risale-i Nur , hic olmazsa birkac yuzbin, yahut birkac milyon kisinin imanini kurtarmaya vesile oldu. Olmekle yalniz kendimi kurtaracaktim, fakat hayatta kalip, zahmet ve mesakkatlere tahammul ile bu kadar imanin kurtulmasina hizmet ettim. Allah'a bin kere hamdolsun. Sonra ben cemiyetin iman selameti yolunda ahiretimi de feda ettim. Gozumde ne Cennet sevdasi var, ne Cehennem korkusu.

Cemiyetin, yirmibes milyon Turk Cemiyetinin imani namina bir Said degil, bin Said feda olsun. Kur'animiz yeryuzunde cemaatsiz kalirsa Cenneti de istemem; orasi da bana zindan olur. Milletimizin imanini selamette gorursem Cehennemin alevleri icinde yanmaya raziyim. Cunku vucudum yanarken, gonlum gul-gulistan olur."



BEDIUZZAMAN SAID NURSI
Logged

Recep
Administrator
damla4
*

Karma: +22/-2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 234



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Mayıs 11, 2008, 12:51:02 ÖÖ »

""Cemiyetin, yirmibes milyon Turk Cemiyetinin imani namina bir Said degil, bin Said feda olsun. Kur'animiz yeryuzunde cemaatsiz kalirsa Cenneti de istemem; orasi da bana zindan olur. Milletimizin imanini selamette gorursem Cehennemin alevleri icinde yanmaya raziyim. Cunku vucudum yanarken, gonlum gul-gulistan olur."[/color]


BEDIUZZAMAN SAID NURSI


Allah razı olsun  bu sözü her okudugumda tüylerim diken diken oluyor

Allah bizleri büyük Alimlerimizin Şefaatine Nail Eylesin amin
Logged

Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dava etmek ve onlara müracaat etmek, bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir.
Leener
damla5
****

Karma: +22/-7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 576



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Mayıs 14, 2008, 01:44:13 ÖS »

......... Divan-i harplerde bir cani gibi muamele gordum; bir serseri gibi memleket memleket surgune yollandim. Memleket zindanlarinda aylarca ihtilattan menedildim. Defalarca zehirlendim. Turlu turlu hakaretlere maruz kaldim.

Zaman oldu ki hayattan bin defa ziyade olumu tercih ettim. Eger dinim beni intihardan menetmeseydi, belki bugun Said curumus gitmisti. Benim fitratim zillet ve hakarete tahammul etmez. Izzet ve sehamet-i Islamiyye beni bu halde olmaktan siddetle meneder. Boyle bir vaziyete dusunce, karsimda kim olursa olsun, isterse en zalim bir cebbar, en hunhar bir dusman kumandani olsa tezellul etmem.

Zulmunu, hunharligini onun suratina carparim. Beni zindana atar, yahut idam sehpasina goturur?hic ehemmiyeti yoktur. -Nitekim oyle oldu- Bunlarin hepsini gordum. Birkac dakika daha o hunhar kumandanin kalbi, vicdani zulumkarliga dayanabilseydi Said bugun asilmis ve masumlar zumresine iltihak etmis olacakti. Iste benim butun hayatim boyle zahmet ve mesakkatle , felaket ve musibetle gecti. Cemiyetin imani, saadet ve selameti yolunda nefsimi, dunyami feda ettim. Helal olsun. Onlara beddua bile etmiyorum.

Cunku, bu sayede Risale-i Nur , hic olmazsa birkac yuzbin, yahut birkac milyon kisinin imanini kurtarmaya vesile oldu. Olmekle yalniz kendimi kurtaracaktim, fakat hayatta kalip, zahmet ve mesakkatlere tahammul ile bu kadar imanin kurtulmasina hizmet ettim. Allah'a bin kere hamdolsun. Sonra ben cemiyetin iman selameti yolunda ahiretimi de feda ettim. Gozumde ne Cennet sevdasi var, ne Cehennem korkusu.
 


SAİD NUR VE TALEBELERİ

Bahtiyar bir ihtiyar var. Etrafı, sekiz yaşından aaaaen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı... Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok. Hepsi birşeye inanmış: Allah'a. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a... Onun ulu Peygamberine... Onun büyük kitabına... Kur'ân henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var onlarda. Said Nur ve talebelerini seyrederken, insan kendini âdetâ Asr-ı Saadette hissediyor. Yüzleri nur, içleri nur, dışları nur... Hepsi huzur içindeler. Temiz, ulvî, sonsuz birşeye bağlanmak; her yerde hâzır, nâzır olana, Âlemlerin Yaratıcısına bağlanmak, o yolda yürümek, o yolun kara sevdalısı olmak... Evet, ne büyük saadet!
Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Gün görmüş bir ihtiyar. Üç devir: Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Cumhuriyet. Bu üç devir, büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. Yıkılmayan kalmamış. Yalnız bir adam var; o ayakta... Şark yaylâlarından, güneşin doğduğu yerden İstanbul'a kadar gelen bir adam. İmanı, sıradağlar gibi muhkem. Bu adam, üç devrin şerirlerine karşı imanlı bağrını siper etmiş. Allah demiş, Peygamber demiş, başka birşey dememiş. Başı Ağrı Dağı kadar dik ve mağrur. Hiçbir zalim onu eğememiş, hiçbir âlim onu yenememiş. Kayalar gibi çetin, müthiş bir irade. Şimşekler gibi bir zekâ. İşte Said Nur! Divan-ı harpler, mahkemeler, ihtilâller, inkılâplar, onun için kurulan idam sehpaları, sürgünler, bu müthiş adamı, bu mâneviyat adamını yolundan çevirememiş. O, bunlara imanından gelen sonsuz bir kuvvet ve cesaretle karşı koymuş. Kur'ân-ı Kerîmde "İnanıyorsanız muhakkak üstünsünüz" (Âl-i Imran sûresi, âyet 133) buyuruluyor. Bu Allah kelâmı, sanki Said Nur'da tecellî etmiş.
Mahkemelerdeki müdafaalarını okuduk. Bu müdafaalar bir nefis müdafaası değildir, büyük bir dâvânın müdafaasıdır. Celâdet, cesaret, zekâ eseri, şaheseri...
Niçin Sokrat bu kadar büyüktür? Bir fikir uğruna hayatı hakîr gördüğü için değil mi? Said Nur en az bir Sokrat'tır; fakat İslâm düşmanları tarafından bir mürteci, bir softa diye takdim olundu. Onlara göre büyük olabilmek için ecnebî olmak gerek! O, mahkemelerden mahkemelere sürüklendi. Mahkûmken bile hükmediyordu. O, hapishanelerden hapishanelere atıldı. Hapishaneler, zindanlar onun sayesinde medrese-i Yusufiye oldu. Said Nur zindanları nur, gönülleri nur eyledi. Nice azılı katiller, nice nizam ve ırz düşmanları, bu iman âbidesinin karşısında eridiler, sanki yeniden yaratıldılar. Hepsi halim-selim mü'minler haline, hayırlı vatandaşlar haline geldiler. Sizin hangi mektepleriniz, hangi terbiye sistemleriniz bunu yapabildi, yapabilir?
Onu diyar diyar sürdüler. Her sürgün yeri, onun öz vatanı oldu. Nereye gitse, nereye sürülse, etrafı saf, temiz mü'minler tarafından sarılıyordu. Kanunlar, yasaklar, polisler, jandarmalar, kalın hapishane duvarları, onu mü'min kardeşlerinden bir an bile ayıramadı. Büyük mürşidin, talebeleriyle arasına yığılan bu maddî kesafetler, din, aşk, iman sayesinde letafetler haline geldiler. Kör kuvvetin, ölü maddenin bu tahdit ve tehditleri, ruh âleminin ummanlarında büyük dalgalar meydana getirdi. Bu dalgalar, köy odalarından başlayarak, yer yer her tarafı sardı, üniversitelerin kapılarına kadar dayandı.
Yıllardır mukaddesatları çiğnenmiş vatan çocukları, mahvedilen nesiller, imana susayanlar, onun yoluna, onun nuruna koştular. Üstadın Nur Risaleleri elden ele, dilden dile, ilden ile ulaştı, dolaştı. Genç-ihtiyar, cahil-münevver, sekizinden aaaaenine kadar herkes ondan birşey aldı, onun nuruyla nurlandı. Her talebe, bir makine, bir matbaa oldu. İman, tekniğe meydan okudu. Nur Risaleleri binlerce defa yazıldı, teksir edildi.
Gözlerinin nuru sönmüş, iç âlemlerinin ışığı sönmüş, harabeye dönmüş olan körler, bu nurdan, bu ışıktan korktular. Bu aziz adamı, dillerden hiç eksik etmedikleri "İnkılâba, lâikliğe aykırı hareket ediyor" diye, tekrar tekrar mahkemeye verdiler, tekrar tekrar hapishanelere attılar. Kaç kere zehirlemek istediler. Ona zehirler panzehir oldu, zindanlar dershane... Onun nuru, Kur'ân’ın nuru, Allah'ın nuru vatan sınırlarını da aştı. Bütün âlem-i İslâmı dolaştı. Şimdi Türkiye’de, her teşekkülün, vatanını seven herkesin, önünde hürmetle durması lâzım gelen bir kuvvet vardır: Said Nur ve talebeleri. Bunların derneği yoktur, lokali yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi, patırdısı, nutku, alâyişi, nümayişi yoktur. Bu, bilinmezlerin, ermişlerin, kendini büyük bir dâvâya vermişlerin şuurlu, imanlı, inançlı kalabalığıdır.

OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ
Logged

SEN ve BEN;
Kavgamıza yenik düşüp yorulduk,
Kahpe bir gürültünün zindanında boğulduk.
Ne ben mehtabı aldım elime bir kuş gibi,
Ne de sen bu sevdayı yaşadın bir düş gibi..
DaDaLoGLu
damla5
****

Karma: +22/-4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 456



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Mayıs 20, 2008, 04:43:56 ÖÖ »

Esselamu Aleykum!...

Canim kardeslerim,sevgililerim,asklarim!...

Bu abinizi ecucukte olsa tanidiniz veya taniyorsunuz,bilemiyorum ama canim kardesim leener bilir diye tahmin ediyor,inaniyorum!...

Yemin etmeme gerek yok ve etmem gerekirse ederim!...Bu sahsiyetin hic bir etiketi yok ve olmayacak,olamaz!...

Benim siarimi bilirsiniz...

Her bir cemaatei sever,sayarim ama YANLIS gordugum noktaya parmak basarak(!) bizden olan kardesimize YANLISINI duzeltmesini DiLeNiRiM!...

Adi ustunde "BEDIUZZAMAN SAID NURSI(r.a)" zamaninin en ileri gelen ve en cesur bir mucahiditdi!...

Rabbim onlari sevmek ve onlar gibi olmayi,onlarin yolundan gitmeyi cumlemize nasip eylesin ins!...

Dunya guzeli kardeslerim!...

O mubaregin yaptigi cihad-i ekberi simdi hangimiz veya kim yapabiliyor kendi nefsinde?

YAPABiLEN "BEDIUZZAMAN" olur diye dusunuyorum!...

"BEDIUZZAMAN" simdi aramizda olsaydi ne olurdu?

Ben cevap vereyim mi?

Vallahi hepimizi kilictan gecirirdi cunku bizler gercek anlamda iman eden kardesler degiliz!!! (kızgın)Rahmetlinin gerisinde gelen sahsiyete bakalim ve goruntu hicte kotu degil ama O mubaregin istedigi yonde (bana gore!) yine degil!...

Gelelim benim gocundugum noktaya;

"İŞTE ZAMANIN ALİMİ BEDIUZZAMAN SAID NURSI..!!"

Bizler 2008 yilinda yasiyoruz ve her birseyimiz degismis durumda...Bu baslik sizce YANLIS degil mi? Huh?

 
Logged

"Ben batanları sevmem"diyordu Hz. İbrahim, batan yıldızın, ayın ve
güneşin ardından.Ben de sahte âşıkları sevmem. Aşkını değiştirenler,
satanlar, takas edenler,sahte âşıklardır. Sahte âşıkların sahici
maşukları olmaz.
Leener
damla5
****

Karma: +22/-7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 576



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Mayıs 20, 2008, 09:26:51 ÖÖ »


sevgili ağabeyciğim.. Tüm iyiniyetinizi biliyorum.. Bunu ifade etmenize gerek bile yok 

Madem hak namına hakikat hesabına böyle bir sual oluştu zihninizde, öyle ise ben size aynı soruyu yöneltsem siz ne cevap verirdiniz ?
Logged

SEN ve BEN;
Kavgamıza yenik düşüp yorulduk,
Kahpe bir gürültünün zindanında boğulduk.
Ne ben mehtabı aldım elime bir kuş gibi,
Ne de sen bu sevdayı yaşadın bir düş gibi..
DaDaLoGLu
damla5
****

Karma: +22/-4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 456



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Mayıs 20, 2008, 03:27:09 ÖS »


sevgili ağabeyciğim.. Tüm iyiniyetinizi biliyorum.. Bunu ifade etmenize gerek bile yok 

Madem hak namına hakikat hesabına böyle bir sual oluştu zihninizde, öyle ise ben size aynı soruyu yöneltsem siz ne cevap verirdiniz ?


Esselamu Aleykum!...

Canim kardesim,oncelikle anlayis gosterdiginiz icin cok tesekkur ederim!..

Su an vakit darligi cektigim icin tam bir aciklama yapamam ama gece geldigimde ilk is olarak geldigimi belirtip,direk bu basliga donecegim ve gerekli gordugum dusuncelerimi yazacagim ins!..

Gecen gece cok guzel bir makale okumustum.O makalelerden alintilarla ne demek istedigimi belki daha guzel anlayacaksiniz...

Ya nasip,diyelim ins!...
Logged

"Ben batanları sevmem"diyordu Hz. İbrahim, batan yıldızın, ayın ve
güneşin ardından.Ben de sahte âşıkları sevmem. Aşkını değiştirenler,
satanlar, takas edenler,sahte âşıklardır. Sahte âşıkların sahici
maşukları olmaz.
DaDaLoGLu
damla5
****

Karma: +22/-4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 456



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Mayıs 21, 2008, 03:11:14 ÖÖ »

Esselamu Aleykum!...

Sevgili kardesim Leener can'a soz verdigim icin cevap veya aydinlatma amacli dusuncemi paylasacagim...Saygi deger asyel kardesim sitemize tesrif ettikleri icin biraz kendileriyle alakali basliklara muhabbet babindan iki kelam yazdigim icin biraz gec kaldim,AFFOLA!...

Simdi gelelim esas konumuza:

Bana gore asrin Bediuzzaman'i Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN(r.a) olabilir veya son zamanlarda muthis tesiriyle Mustafa Islamoglu olabilir,diye dusunuyorum!..Veya F.Gulen hoca efendide olabilir!!!

Bilemiyorum ama neredeyse bir asir uzerinden gecmesine ragmen basliktaki gibi bu zamana Said-i Nursi (r.a)'i bu zamanin alimi gostermek yanlis saniyorum???

Bir alim dusunelim dostlar!..

Insan yetistirmis ve o insanlar hala hizmet etmekte,ediyorlar!!!

O dusundugumuz alim kisi,Allah'in rahmetine ulasmis,Allah'la bulusmus...O kisinin geride biraktigi eserler ve insanlar davayi kucaklamis ve "yol"a devam ediyorlar...Eserler sayesinde ve aldigi,ogrendigi ilimle yasayan ve yasatan zamaninin Bediuzzaman'idir,bana gore!!!

Nur cemaati yonunde bakacak olursam simdiki Bediuzzaman F.Gulen hoca Efendi diyebilirim,gonul ferahligiyla!..

Bugunlerde tefsir dersleriyle ve cesitli makaleleriyle Mustafa Islamoglu hicte Said-i Nursi(r.a)'dan asagi kalir bir yonunu goremiyorum...

"Netice...

Güzel yaşayanlar güzel ölürler. İyiler iyi atlara binip giderler.

Kimin nasıl yaşadığı, geriye ne bıraktığından bellidir. “Semeri” kalanlardan değil, “eseri” kalanlardan olmak; en büyük saadet!

Yiğit öldü, geride binlerce eseri kaldı.

Filistinli şehid babasının dediği gibi: “Yiğit öldü, ama yiğitlik yaşıyor, yaşayacak..."

"İlahi taksimata inanır mısınız, bilmem. Ben inanırım. Allah'ın her insana bir yer tayin ve takdir ettiğine inanırım. Kimisi ilahi tayinle takdir edilen yerine sahip çıkar, kimisi ise yerini terk eder, "fıtrat firârîsi" konumuna düşer.

İnancım odur ki, bazı insanlar bazı görevler için yaratılmışlardır. Allah onları, tayin ettiği görevi îfâ edecek bir donanımla mücehhez kılmıştır. Onlardan âzamî verim almak, onları o alanda istihdam etmekle mümkündür. İnsan kendi kendini gözleyebilen bir varlıktır (el-insânu 'alâ nefsihi basîrah). Kendi kendinin gözlemcisi olan, hangi donanımla mücehhez kılındığını fark eder. Aramızdan bazılarının giriştiği alanda olağanüstü başarı sergilemesi, biraz da bu fark edişle alakalıdır.

Bazıları kendi kendini gözetleyip yerini keşfeder ve doldurmaya çabalar. Allah da, tayin yerine gönüllü koşan bu "Hak memurları"nın önüne hacet kapılarını adına kadar açar. Yiğitlerin gayreti, dağları yerinden söker. Tarih yazar da, bazen tarih yazdığını kendisi bile bilmez. Böylesi durumlarda hakşinas olmak, ahlaki bir yükümlüktür. Aynı zamanda bir imtihandır. Düşmanların bile takdir ettiğini bazı dostlar takdir etmiyor ve edemiyorsa, sadece ahlaki bir görev îfâ edilmemekle kalmıyor, içinde yaşanılan zaman doğru okunamıyor ve ıskalanıyor demektir.

Kim ne derse desin, Fethullah Gülen Hocaefendi, âdetâ eğitimle görevlendirilmiştir. Bunun en bariz örneği, birer barış köprüsü olan ve yeryüzünün dört bir yanına dağılmış bulunan 300'ü aşkın Türk okuludur. "

Bu alintilarin guzel bir noktaya varacagi kanaatindeyim!!!

Bunlardan siz canim kardeslerim nasibini alsin isterim!...

ALLAH-U ALEM BI-MURADiHi!...
Logged

"Ben batanları sevmem"diyordu Hz. İbrahim, batan yıldızın, ayın ve
güneşin ardından.Ben de sahte âşıkları sevmem. Aşkını değiştirenler,
satanlar, takas edenler,sahte âşıklardır. Sahte âşıkların sahici
maşukları olmaz.
Leener
damla5
****

Karma: +22/-7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 576



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Mayıs 21, 2008, 09:21:49 ÖÖ »

Esselamu Aleykum!...
............................

Bana gore asrin Bediuzzaman'i Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN(r.a) olabilir veya son zamanlarda muthis tesiriyle Mustafa Islamoglu olabilir,diye dusunuyorum!..Veya F.Gulen hoca efendide olabilir!!!

Bilemiyorum ama neredeyse bir asir uzerinden gecmesine ragmen basliktaki gibi bu zamana Said-i Nursi (r.a)'i bu zamanin alimi gostermek yanlis saniyorum???

Bir alim dusunelim dostlar!..

Insan yetistirmis ve o insanlar hala hizmet etmekte,ediyorlar!!!

O dusundugumuz alim kisi,Allah'in rahmetine ulasmis,Allah'la bulusmus...O kisinin geride biraktigi eserler ve insanlar davayi kucaklamis ve "yol"a devam ediyorlar...Eserler sayesinde ve aldigi,ogrendigi ilimle yasayan ve yasatan zamaninin Bediuzzaman'idir,bana gore!!!

Nur cemaati yonunde bakacak olursam simdiki Bediuzzaman F.Gulen hoca Efendi diyebilirim,gonul ferahligiyla!..

Bugunlerde tefsir dersleriyle ve cesitli makaleleriyle Mustafa Islamoglu hicte Said-i Nursi(r.a)'dan asagi kalir bir yonunu goremiyorum...

"Netice...

Güzel yaşayanlar güzel ölürler. İyiler iyi atlara binip giderler.

Kimin nasıl yaşadığı, geriye ne bıraktığından bellidir. “Semeri” kalanlardan değil, “eseri” kalanlardan olmak; en büyük saadet!

Yiğit öldü, geride binlerce eseri kaldı.
..........................
Kim ne derse desin, Fethullah Gülen Hocaefendi, âdetâ eğitimle görevlendirilmiştir. Bunun en bariz örneği, birer barış köprüsü olan ve yeryüzünün dört bir yanına dağılmış bulunan 300'ü aşkın Türk okuludur. "

Bu alintilarin guzel bir noktaya varacagi kanaatindeyim!!!

Bunlardan siz canim kardeslerim nasibini alsin isterim!...

ALLAH-U ALEM BI-MURADiHi!...
ve aleyküm selam..

Canım ağabeyciğim.. konuya yapıcı bir katkı sunduğunuz için öncelikle rabbim sizden ebediyyen razı olsun.. Yazamadıklarınızı düşünüyorum ve aleminizde biriken tüm soru yığınlarını tahmin edebiliyorum.. Buraya yansıyanlar onlardan yalnızca küçük bir parça..  Lips Sealed  Benimde vaktimin müsadesizliğinden yazdıklarınıza bir cevap mahiyetinde değil sadece fikir paylaşımı olarak kısacık da olsa bir katkı sunmak istiyorum 
Her asrın maddi hastalıkları değiştiği gibi manevi hastalıkları da değişir.. Ve bu asırda manevi tahribat maddeperestlikten, tabiatperestlikten ve dinsizlikten neş'et etmiş.. Asrın insanı büyük bir eseri çürütmek için evvela o eser sahibini çürütmeyi büyük görev addetmişlerdir.. Ve bu sebeple BEDİÜZZAMAN hazretlerini insanların nazarlarından düşürmek için türlü işkence sürgün ve hapislere mahkum etmişler.. Ama o ve onun nurlu yolundan giden Ağabeyler ''BAKİ HAKİKATLER FANİ ŞAHISLAR ÜZERİNE BİNA EDİLEMEZ'' düsturuyla yola çıkıp kendilerinden vazgeçmişler ve büyük bir eser vücuda getirerek geride o cemaat suretinde dinsizliğe hizmet edenlere karşı bir şahs-ı manevi çıkarmışlar.. RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI VE ŞAHS-I MANEVİ.. Nitekim bunu iyi anlayabilmek için LAHİKA MEKTUPLARINI okumamız gerektir.. Özellikle TARİHÇE-İ HAYAT isimli eseri..
Fetret devri denilen devirler neyi ifade ettiğini benden daha iyi bilirsiniz şüphesiz.. Bununla ilgili tarihte örnekler çoktur.. Bunun için herhangi bir asrı tasavvur ederken uzun bir araştırma yapmak gereklidir.. Elimize hesap makinesi alıp dört işlem ile bu işler yapılmaz kanaatindeyim.. 
Zikrettiğiniz veya daha ismini sayamadığınız nice alimler mevcut.. Bunda kimsenin şüphe ve vesvesesi yoktur.. En iyi kanaat vicdandır düsturunca saydığınız isimlere büyük bir hürmet ve saygım vardır..
 Lakin Bir kumandanın vazifesi ile bir piyadenin vazifesini kıyasladığınızda aradaki uçurum size neyi ifade ediyorsa benim için verilen örnek te aynı manayı taşıyor..
Bediüzzamanı anlatırken nazarları RİSALE-İ NUR adlı esere veriyoruz ki zaten bütün gayemiz de budur.. Kur'anın sönmez ve söndürülemez manevi bir güneş olduğunu bütün dünyaya isbat edeceğini haykarın bir üstadın hayatını okurken bu cihetten bakmak lazımdır..
Selam ve dua ile 
Logged

SEN ve BEN;
Kavgamıza yenik düşüp yorulduk,
Kahpe bir gürültünün zindanında boğulduk.
Ne ben mehtabı aldım elime bir kuş gibi,
Ne de sen bu sevdayı yaşadın bir düş gibi..
Recep
Administrator
damla4
*

Karma: +22/-2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 234



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #8 : Mayıs 22, 2008, 12:08:19 ÖÖ »

Esselamu Aleykum!...
............................

Bana gore asrin Bediuzzaman'i Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN(r.a) olabilir veya son zamanlarda muthis tesiriyle Mustafa Islamoglu olabilir,diye dusunuyorum!..Veya F.Gulen hoca efendide olabilir!!!

Bilemiyorum ama neredeyse bir asir uzerinden gecmesine ragmen basliktaki gibi bu zamana Said-i Nursi (r.a)'i bu zamanin alimi gostermek yanlis saniyorum???

Bir alim dusunelim dostlar!..

Insan yetistirmis ve o insanlar hala hizmet etmekte,ediyorlar!!!

O dusundugumuz alim kisi,Allah'in rahmetine ulasmis,Allah'la bulusmus...O kisinin geride biraktigi eserler ve insanlar davayi kucaklamis ve "yol"a devam ediyorlar...Eserler sayesinde ve aldigi,ogrendigi ilimle yasayan ve yasatan zamaninin Bediuzzaman'idir,bana gore!!!

Nur cemaati yonunde bakacak olursam simdiki Bediuzzaman F.Gulen hoca Efendi diyebilirim,gonul ferahligiyla!..

Bugunlerde tefsir dersleriyle ve cesitli makaleleriyle Mustafa Islamoglu hicte Said-i Nursi(r.a)'dan asagi kalir bir yonunu goremiyorum...

"Netice...

Güzel yaşayanlar güzel ölürler. İyiler iyi atlara binip giderler.

Kimin nasıl yaşadığı, geriye ne bıraktığından bellidir. “Semeri” kalanlardan değil, “eseri” kalanlardan olmak; en büyük saadet!

Yiğit öldü, geride binlerce eseri kaldı.
..........................
Kim ne derse desin, Fethullah Gülen Hocaefendi, âdetâ eğitimle görevlendirilmiştir. Bunun en bariz örneği, birer barış köprüsü olan ve yeryüzünün dört bir yanına dağılmış bulunan 300'ü aşkın Türk okuludur. "

Bu alintilarin guzel bir noktaya varacagi kanaatindeyim!!!

Bunlardan siz canim kardeslerim nasibini alsin isterim!...

ALLAH-U ALEM BI-MURADiHi!...
ve aleyküm selam..

Canım ağabeyciğim.. konuya yapıcı bir katkı sunduğunuz için öncelikle rabbim sizden ebediyyen razı olsun.. Yazamadıklarınızı düşünüyorum ve aleminizde biriken tüm soru yığınlarını tahmin edebiliyorum.. Buraya yansıyanlar onlardan yalnızca küçük bir parça..  Lips Sealed  Benimde vaktimin müsadesizliğinden yazdıklarınıza bir cevap mahiyetinde değil sadece fikir paylaşımı olarak kısacık da olsa bir katkı sunmak istiyorum 
Her asrın maddi hastalıkları değiştiği gibi manevi hastalıkları da değişir.. Ve bu asırda manevi tahribat maddeperestlikten, tabiatperestlikten ve dinsizlikten neş'et etmiş.. Asrın insanı büyük bir eseri çürütmek için evvela o eser sahibini çürütmeyi büyük görev addetmişlerdir.. Ve bu sebeple BEDİÜZZAMAN hazretlerini insanların nazarlarından düşürmek için türlü işkence sürgün ve hapislere mahkum etmişler.. Ama o ve onun nurlu yolundan giden Ağabeyler ''BAKİ HAKİKATLER FANİ ŞAHISLAR ÜZERİNE BİNA EDİLEMEZ'' düsturuyla yola çıkıp kendilerinden vazgeçmişler ve büyük bir eser vücuda getirerek geride o cemaat suretinde dinsizliğe hizmet edenlere karşı bir şahs-ı manevi çıkarmışlar.. RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI VE ŞAHS-I MANEVİ.. Nitekim bunu iyi anlayabilmek için LAHİKA MEKTUPLARINI okumamız gerektir.. Özellikle TARİHÇE-İ HAYAT isimli eseri..
Fetret devri denilen devirler neyi ifade ettiğini benden daha iyi bilirsiniz şüphesiz.. Bununla ilgili tarihte örnekler çoktur.. Bunun için herhangi bir asrı tasavvur ederken uzun bir araştırma yapmak gereklidir.. Elimize hesap makinesi alıp dört işlem ile bu işler yapılmaz kanaatindeyim.. 
Zikrettiğiniz veya daha ismini sayamadığınız nice alimler mevcut.. Bunda kimsenin şüphe ve vesvesesi yoktur.. En iyi kanaat vicdandır düsturunca saydığınız isimlere büyük bir hürmet ve saygım vardır..
 Lakin Bir kumandanın vazifesi ile bir piyadenin vazifesini kıyasladığınızda aradaki uçurum size neyi ifade ediyorsa benim için verilen örnek te aynı manayı taşıyor..
Bediüzzamanı anlatırken nazarları RİSALE-İ NUR adlı esere veriyoruz ki zaten bütün gayemiz de budur.. Kur'anın sönmez ve söndürülemez manevi bir güneş olduğunu bütün dünyaya isbat edeceğini haykarın bir üstadın hayatını okurken bu cihetten bakmak lazımdır..
Selam ve dua ile 

Leener kardeşimize Katılıyorum

DaDaloglu abimede BEDİÜZZAMAN hazretlerinin  TARİHÇE-İ HAYATını Okumasını dilerim. Lips Sealed

Selametle
Logged

Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dava etmek ve onlara müracaat etmek, bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir.
DaDaLoGLu
damla5
****

Karma: +22/-4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 456



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Mayıs 22, 2008, 03:20:52 ÖÖ »

 

"Kur'anın sönmez ve söndürülemez manevi bir güneş olduğunu bütün dünyaya isbat edeceğini haykarın bir üstadın hayatını okurken bu cihetten bakmak lazımdır.."

Yaw ben baska birsey demedim ki dunya guzeli!!!

Eser?

EYVALLAH!...

Basimizin taci ve gerisinden gelen iz-yapanlar yine ayni ama bu zamanda Said-i Nursi(r.a) yok ve sadece eseriyle ogrenim gormus talebeleri var!...Veya talebelerinin talebeleri var!!!

Tum taleveleri anilmayipta(!) bir dunya guzeli mucahid aniliyor ve defalarca hatirlatiliyorsa iste bu yanlistir!...

Sevgili dostlar!!!

Said-i Nursi(r.a) kimden aldi o feyzi?

Resulullah(s.a.s) Efemdimizden dediginizi duyar gibiyim...

Yalan mi?

Ustad(r.a) bir mezhebe tabiydi ve o mezhebin siarinda bulundu...O halde Ustad yerine mezhep imamini gundeme getirelim!!!

Etmeyin canim kardeslerim!!!

Ayni seylerin uzerinde durdugumuz halde bazi kardeslerimiz YANLIS algilayabilir bu durumu... Huh?

Kumandan sehit dusdugu halde nice erler onun emriyle devam ederek dusmani rezil etmislerdir!...Bunu bir onceki yazimda dolayli yollardan F.Gulen hoca Efendi icin vurguladim!...

Risale-i Nur bir eserdir ve sahibi Said-i Nursi(r.a)'dir!...Bundan vasil olan veya takip edilmesiyle edilinen sevap direk kendilerine gider!...Ama takip eden inkar edilir mi?

Leener can kardesime direk bir soru:

Senin bu guzelligini Said-i Nursi(r.a)'dan mi aldin yoksa Risale-i Nur eserinden faydalarak ders veren alim kisiden mi?

Ustadi dedigin anda guldurmezmisin dunya guzeli?

Ama eseri ve geride biraktigi talebelerinden ogrendim dediginde bizde;

EYVALLAH!.. diyerek ayni seyi savundugumuzu yazacagiz ins!...

Bilmem anlatabildim mi?
Logged

"Ben batanları sevmem"diyordu Hz. İbrahim, batan yıldızın, ayın ve
güneşin ardından.Ben de sahte âşıkları sevmem. Aşkını değiştirenler,
satanlar, takas edenler,sahte âşıklardır. Sahte âşıkların sahici
maşukları olmaz.
Leener
damla5
****

Karma: +22/-7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 576



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Mayıs 26, 2008, 09:26:34 ÖÖ »


İfadelerinizde çok haklısınız fakat haklı olduğunuz konularda yazışma yerine karşılıklı sohbet edildiği zaman anlaşmazlık gibi görünen şeyler ortadan kalkacaktır.. Bu konuda yanlış anlaşılmalar hep kendi bildiğimiz doğruları düzgün bir şekilde anlatamamaktan veya eksik bilgiden kaynaklanıyor.. Herkes kendi mesleğini hak ve doğru bildiği zaman söylemeye çalıştıklarımız yanlış olmayacağı gibi bunun tam tersi olan hakkı ve doğruyu sadece kendimizce söylediğimizi zannetmekte o kişiyi yanlışa sürüklüyor. Zaten Nûr dairesinin hizmet metodundada bu vardır.. ENE yoktur HÜVE vardır.. Bir başka ifade ile BEN değil BİZ vardır.. Konuya katkınızdan ötürü teşekkür ederim. Söylediklerinizi çok iyi anlıyorum. Bizler Üstadımızı ve onun ders aldığı üstadların hepsini seviyoruz.. Büyük imamlar ve özellikle Hz. Ali (ra) nin bu hizmetle doğrudan doğruya alakalı olduğuna dair nur risalelerin içinde çokca ifadeler yer almaktadır.. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) ''Ben ilmin şehri, Ali ise kapısıdır'' buyurduğu gibi bizler o kapıda bekliyoruz..  ''Mal'ı istediğime İLMİ isteyene veririm'' kudsi hadisince ilmi istiyoruz ve bu eserleri okuyoruz.. AKLA KAPI AÇMAK İRADEYİ ELDEN ALMAMAK da hizmetin diğer düsturları arasında yer alır.. Mevlana hazretleri kaç asır önce gelmesine rağmen onun eserleri hala okunuyor ve düşünceleri sempozyumlarda ve uluslararası arenalarda sunuma veriliyorsa bundan yaklaşık 50 sene evvel vefat etmiş bir islam alimininde vazifesinin bitmesi anlamını taşıyan cümleler yapıcı ifadeler taşımamaktadır.. Bizler vazifemizi yaparız ilahi vazifeye karışmayız..

İşlerimin yoğunluğu münasebetiyle yine söylediklerimi veya söylemeye çalıştıklarımı tam ifade edemedim. Kırıcı cümleler kurmuşsam şahsım adına özür dilerim..
Dua ile kardeşim..  Lips Sealed

Logged

SEN ve BEN;
Kavgamıza yenik düşüp yorulduk,
Kahpe bir gürültünün zindanında boğulduk.
Ne ben mehtabı aldım elime bir kuş gibi,
Ne de sen bu sevdayı yaşadın bir düş gibi..
Süeda_Nur
Yönetici
damla4
*****

Karma: +18/-1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 154



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Mayıs 26, 2008, 10:17:03 ÖÖ »

yorum yapan kardeşlerimden Rabbim razı olsun Cool

leener kardeşime katılmakla birlikte söyliyeceğim çok şey var ama vaktimin az olmasından birkaç cümle yazacağım inşaallah..

bu konu daha öncede çok tartışılmıştı hatırlıyorsanız demişsinizki Fethullah Gülen Hocaefendi tamam hizmetleri azınsanmayacak kadar çok fakat ne üzerine oda Risale-i nurlar ışığında değilmi? biz üstad derken tabiiki eserlerindende bahsediyoruz ki Yazdığı eserleri nefsine yazdığını söyleyen, nefis ve şeytanla yaptığı mücadelede elde ettiği sonuçları nur fidanlığı dediği Mesnevî-i Nuriye’de özetleyen Üstad kendini kuru bir üzüm çubuğuna benzetiyor, o kuru çubuğun şeker tulumbacıkları olan salkımları kendi hüneriyle yapmadığına dikkat çekiyor, bunların bir ihsan-ı İlâhî olduğunu söylüyordu.
biryerdede üstad eğer bu zamanda ben değil bir başkası gelseydi aynı eserler ona yazdırılacaktı diyor nası  Kur-an her asra hitab ediyor bunlarda Kur-andan süzülmüş her cümlesi ayetler ışığında olduğundan bu zamanda bunlarda çok teesirli diyorum kendi adıma ve çevremde gördüklerim adına
Burda birde sadece hoca efendi değil hizmet eden şuan üstadı tanıyan birçok abilerimiz var ki bunların hepsi şahsı manevi olarak bir şeyi için hizmet ediyor oda Allah için Resulu için islamiyet için hepsi hak değilmi ozaman biz ne için hizmet ediyoruz burada  Sad


şimdilik diyeceğim bukadar hakkınızı helal edin
Logged

Leener
damla5
****

Karma: +22/-7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 576



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Mayıs 27, 2008, 01:21:42 ÖS »


Tevazu ve Mahviyetkarlığı

Nur Risalelerinin bu kadar harikulade bir şekilde cihana yayılmasında, bu iki hasletin çok faydası olmuş ve pek derin tesirleri görülmüştür. Çünkü, Üstad, sohbet ve teliflerinde, kendine bir "Kutbü'l-Arifîn" ve bir "Gavsü'l-Vasılîn" süsü vermediği için, gönüller ona pek çabuk ısınmış, onu tertemiz bir samimiyetle sevmiş ve derhal ulvî gâyesini benimsemiştir.

Mesela, ahlak ve fazîlete, hikmet ve ibrete ait olan birçok sohbet ve telkinlerini, doğrudan doğruya nefsine tevcih eder. Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegane muhatabı öz nefsidir. Oradan, merkezden muhîte yayılırcasına, bütün nur ve sürûra, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır.

Üstad, husûsi hayatında gâyet halîm selîm ve son derece mütevazidir. Bir ferdi değil, hiçbir zerreyi incitmemek için azamî fedakarlıklar gösterir. Sayısız zahmet ve meşakkatlere, ıztırap ve mahkumiyetlere katlanır-fakat îmanına, Kur'an'ına dokunulmamak şartıyla. Artık, o zaman bakmışsınız ki, o sakin deniz, dalgaları semalara yükselen bir tûfan, sahillere heybet ve dehşet saçan bir umman kesilmiştir. Çünkü o, Kur'an-ı Kerîm'in sadık hizmetkarı ve îman hudutlarını bekleyen kahraman ve fedai bir neferidir. Kendisi bu hakîkati veciz bir cümle ile şu şekilde ifade eder:

"Bir nefer nöbette iken, başkumandan da gelse, silahını bırakmayacak. Ben de, Kur'ân'ın bir hizmetkarı ve bir neferiyim. Vazife başında iken karşıma kim çıkarsa çıksın; hak budur derim, başımı eğmem."

Vazife başında ve cihad meydanında iken, şu mısralar lisan-ı halidir:

Şahlanan bir ata benzer, kırarım kanlı gemi;

Sinsi düşmanlara, haşa, satamam benliğimi.

Benliğimden uzak olmaktır esaret, bence;

Böyle bir zillete düşmek, ne hazîn işkence!

Ebedî vuslatın aşkıyla geçer her anım,

Dest-i kudretle yapılmış kaledir îmanım.

Bu mukaddes emelimden ne kadar dilşadım;

Görmek ister beni Cennette şehîd ecdadım

Rûhum oldukça müebbet, ebedîdir ömrüm;

En büyük vuslata, Allah'a çıkan yoldur ölüm.
Logged

SEN ve BEN;
Kavgamıza yenik düşüp yorulduk,
Kahpe bir gürültünün zindanında boğulduk.
Ne ben mehtabı aldım elime bir kuş gibi,
Ne de sen bu sevdayı yaşadın bir düş gibi..
DaDaLoGLu
damla5
****

Karma: +22/-4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 456



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Mayıs 29, 2008, 04:51:27 ÖÖ »

Şahlanan bir ata benzer, kırarım kanlı gemi;

Sinsi düşmanlara, haşa, satamam benliğimi.

Benliğimden uzak olmaktır esaret, bence;

Böyle bir zillete düşmek, ne hazîn işkence!

Ebedî vuslatın aşkıyla geçer her anım,

Dest-i kudretle yapılmış kaledir îmanım.

Bu mukaddes emelimden ne kadar dilşadım;

Görmek ister beni Cennette şehîd ecdadım

Rûhum oldukça müebbet, ebedîdir ömrüm;

En büyük vuslata, Allah'a çıkan yoldur ölüm. 



Aynen boyle tanidik,tanistirildik,okuduk ve okutulduk!...

Ustad'i cok guzel anlatmis bir yazi can!...

Hele su cumle:

"Sayısız zahmet ve meşakkatlere, ıztırap ve mahkumiyetlere katlanır-fakat îmanına, Kur'an'ına dokunulmamak şartıyla. Artık, o zaman bakmışsınız ki, o sakin deniz, dalgaları semalara yükselen bir tûfan, sahillere heybet ve dehşet saçan bir umman kesilmiştir. "

Ve de kesilmistir!!!

Yurekte cok sey var yazacak ama yanlis algilaniyoruz ve sadece bu nedenle daha fazla yazamiyorum!...

Emegine kurban olayim silik can kardesim!...
Logged

"Ben batanları sevmem"diyordu Hz. İbrahim, batan yıldızın, ayın ve
güneşin ardından.Ben de sahte âşıkları sevmem. Aşkını değiştirenler,
satanlar, takas edenler,sahte âşıklardır. Sahte âşıkların sahici
maşukları olmaz.
Leener
damla5
****

Karma: +22/-7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 576



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Mayıs 29, 2008, 09:00:44 ÖÖ »

Ustad'i cok guzel anlatmis bir yazi can!...
Hele su cumle:
"Sayısız zahmet ve meşakkatlere, ıztırap ve mahkumiyetlere katlanır-fakat îmanına, Kur'an'ına dokunulmamak şartıyla. Artık, o zaman bakmışsınız ki, o sakin deniz, dalgaları semalara yükselen bir tûfan, sahillere heybet ve dehşet saçan bir umman kesilmiştir. "
Ve de kesilmistir!!!
Yurekte cok sey var yazacak ama yanlis algilaniyoruz ve sadece bu nedenle daha fazla yazamiyorum!...
Emegine kurban olayim silik can kardesim!...

Medar-ı münakaşa noktaları muvakkatende olsa terketmenin çok gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Yekdiğerimize karşı kusurları ve hataları sıralayacak olsak dağlar boyunu aşar. Bizler güzellikleri görmeli ve güzelliklere vesile olma çabasında olmalıyız.. Bizler muhabbet fedaileri olup husumeti ve adaveti terketmeliyiz. Rabbim anlayışınızdan dolayı sizlerden ebeden razı olsun..  Lips Sealed

Feragatı

Bir dava sahibinin ve bilhassa ıslahatçının muvaffakıyet şartlarının en mühimmi feragattır. Zira gözler ve gönüller, bu mühim noktayı en ince bir hassasiyetle tedkik ve takibe meyyaldirler. Üstadın bütün hayatı ise, baştanbaşa feragatın şaheser misalleri ile dolup taşmaktadır.

Allâme Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi merhumdan, feragate ait şöyle bir söz işitmiştim: "İslâm, bugün öyle mücahidler ister ki; dünyasını değil, âhiretini dahi feda etmeye hazır olacak."

Büyük adamdan sâdır olan bu büyük sözü tamamen kavrayamadığım için, mutasavvıfların istiğrak hallerinde söyledikleri esrarlı sözlere benzeterek, herkese söylememiş ve olur olmaz yerlerde de açmamıştım.

Vaktâki aynı sözü Bediüzzaman'ın ateşler saçan heyecanlı ifadelerinde de okuyunca anladım ki, büyüklere göre feragatın ölçüsü de büyüyor... Evet; İslâm için bu kadar acıklı bir feragate katlanmaya razı olan mücahidleri, Erhamürrâhimîn olan Allah-u Zülkerim Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri bırakır mı? O fedai kulunu lütf u kereminden, inayet ve merhametinden mahrum etmek şanına -hâşâ- yakışır mı?

İşte Bediüzzaman, bu müstesna tecellinin en parlak misalidir. Bütün ömrü boyunca mücerred yaşadı. Dünyanın bütün meşru lezzetlerinden tamamen mahrum kaldı. Bir yuva kurmak ve orada mes'ud bir aile hayatı geçirmek sevdasına düşmeye vakit ve fırsat bulamadı. Fakat Cenab-ı Hak, kendisine öyle şeyler ihsan etti ki, fâni kalemlerle tarif olunamayacak kadar muazzam ve muhteşemdir.

Bugün, dünyada hangi bir aile reisi -manen- Bediüzzaman Hazretleri kadar mes'uddur? Hangi bir baba, milyonlarla evlâda sahib olmuştur? Hem de nasıl evlâdlar!.. Ve hangi bir üstad, bu kadar talebe yetiştirebilmiştir?

Bu kudsî ve ruhî rabıta -biiznillah-i teâlâ- dünyalar durdukça duracak ve nurdan bir sel halinde ebediyetlere kadar akıp gidecektir. Çünki bu İlahî dava, Kur'an-ı Kerim'in nur deryasında tebellür eden bir varlık olduğu gibi, Kur'andan doğmuş ve Kur'anla beraber yaşayacaktır...
Logged

SEN ve BEN;
Kavgamıza yenik düşüp yorulduk,
Kahpe bir gürültünün zindanında boğulduk.
Ne ben mehtabı aldım elime bir kuş gibi,
Ne de sen bu sevdayı yaşadın bir düş gibi..
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: